in

Zülal Kalkandelen: Sembolik Zulüm Olmaz

Gazeteci-yazar ve hayvan özgürlüğü aktivisti Zülal Kalkandelen, Ekrem İmamoğlu ile yapılan o görüşmenin detaylarını yazdı.

Adalarda yıllardır devam eden atlı fayton işkencesi bir çözüme kavuşamazken, geçtiğimiz hafta ruam hastalığı nedeniyle öldürülen 81 atı öldürülmesi gündeme bomba gibi düştü. Olayın basına yansıması ile peşpeşe önlemler alındı ama hiçbiri asıl çözüm olan işkenceyi son buldurmuyordu. Yaşanan gelişme sonrası hayvan özgürlüğü aktivistleri İBB önünde ‘Yaşam nöbeti’ başlattı.

Sonrasında ise Gazeteci-yazar ve hayvan özgürlüğü aktivisti Zülal Kalkandelen, 7 kişilik hayvan özgürlüğü aktivisti bir ekip beraberinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüştü.

Gazeteci-yazar ve hayvan özgürlüğü aktivisti Zülal Kalkandelen, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde bugün o görüşmenin detaylarını yazdı.

İşte Kalkandelen’in ‘Sembolik Zulüm Olmaz’ başlıklı köşe yazısı…

Adalar’da 81 fayton atı öldürüldü… 

Neden olarak ruam hastalığı gösterildi. Atların öldürülmesi, kamuoyunda “zorunluydu” şeklinde algılandı.

Oysa Adalar Belediyesi kayıtlarına göre, 2019’un ilk 8.5 ayında 170 at fayton işkencesi yüzünden öldürüldü. 

170 sayısı da gerçeği yansıtmıyor. 

Tepeköy ve Yörükali gibi bölgelerde fayton ahırlarının yakınlarında…

Kimi orman bölgelerinde…

Eski çöplük alanlarında ölen atlar kayıt dışı gömülüyor!

Kayıtsız gömülen, denize ya da ormana bırakılan ölü atları, mezbahaya gönderilen atları da eklerseniz resmi verilerin çok ötesindedir at katliamı…

Yıllardır bu zulmün bitmesi için eylemler yapıyoruz, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Medya çoğu zaman tek bir at canından olduğunda umursamadı… Ne zaman ki 81 at toplu olarak ruam nedeniyle öldürüldü, hastalık insana da bulaşabildiği için tüm kanallar alarma geçti. 

* * * 

12 Temmuz’dan beri Sayın Ekrem İmamoğlu’ndan randevu bekliyorduk. Görüşme ancak cuma akşamı gerçekleşti. Bunun bedelini atlar canıyla ödedi…

Yapılan görüşmede söz bana verildiğinde, atlı faytonların neden bir sömürü aracı olduğunu anlattım. 

Adalar’ın topografik yapısı hiç yokuşsuz dümdüz olsaydı bile,

Ruam hiç görülmeseydi bile,

Adalar’da veteriner bulunsaydı bile,

Atlar daha az “çalıştırılıyor” olsaydı bile,

Ahırların koşulları daha iyi olsaydı bile, 

Atlı faytonun neden hemen kaldırılması gerektiğini dile getirdim. 

İnsan gibi bilinç sahibi duyarlı bir canlının sırtına kamçı vurarak yük ve insan taşıtmanın “nostalji”,“gelenek” denilerek savunulamayacağını söyledim.

Uzaya turistik gezi yapılmasının söz konusu olduğu bir çağda, atlı faytonun sürdürülmesinin mantıkdışı olduğunu, çünkü bunun açık bir hayvan hakları ihlali olduğunu belirttim.

* * *

Sayın İmamoğlu, görüşlerimizi ve taleplerimizi dinledi. Görevi üstlendikten sonra çözüm bulunması için çalışma yaptıklarını söyledi. 

Adalar’a uygun bir elektrikli araç araştırıldığını,

Ulaşımın yüzde 90-95 oranında elektrikli araçlarla sağlanacağını, 

Geri kalan kısımda, belli bir rotada atlı faytonun sembolik olarak tutulması önerisinin kendisine iletildiğini,

Bu konuda henüz net bir karara varılmadığını ancak çok yakında bunu sonuçlandıracaklarını anlattı. 

Atlı faytonu neden tam olarak bitirmiyorsunuz” diye sorduk. “Adalıların bir kısmı istiyor; ben belediye başkanı olarak her kesimi dinlemek zorundayım” dedi. 

* * * 

Atlı fayton, hayvan hakları ihlalidir. 

Dünyanın her yerinde aktivistlerin yok olması için mücadele ettiği bir sömürü aracıdır.

Bir ihlalin azaltılarak sürdürülmesi, onu yok etmez.

Bu gerçekler doğrultusunda Sayın İmamoğlu’na şunu da söyledim. Kendisi Kanal İstanbul gibi iktidar açısından hayati gözüken bir projeye bile karşı çıkabilecek kadar kararlı bir yönetici. Eminim İstanbul halkının arasında Kanal İstanbul’u destekleyenler de var. Ama açıkça halkın çıkarları ve doğa için yanlış olan bir projedir diyerek Kanal İstanbul ile mücadele ediyor. 

Atlı faytonlar da bir hak ihlali ise, Adalıların bir kısmı karşı görüşte olsa bile, isterse doğruyu savunabilir, bunu yapabilecek güce ve yetkiye sahiptir. Sonuçta hayvanlar da doğanın bir unsurudur. 

Ayrılırken kendisine, “İstanbul’u atların sırtına kamçı vurularak eziyet edilen bir kent olma utancından kurtarın lütfen” dedim…

İnşallah” dedi. 

İnşallah değil, bu tamamen size bağlı” diye karşılık verdim.

Üstelik “Oylarımız Hayvanlar İçin” kampanyası kapsamında “Söz Veriyorum” taahhütnamesini 27 Mart’ta imzaladı. 

O taahhütnamenin 15. maddesi aynen şöyle:

Atlı faytonları kaldırarak yerine akülü ulaşım araçları koyacağıma, kurtarılan atların ekolojilerine uygun geniş doğal ortamlarda rehabilite edilerek ölene kadar yaşamlarını sürdürmelerini sağlayacağıma söz veriyorum.” 

Durum bu kadar netken, sözünün gereğini yerine getirmesini beklemek hakkımız. Yıllardır bu işkence kalksın diye mücadele eden herkesin hakkı. Soğukta çadırda eylem yapan aktivistlerin hakkı. Her şeyden önce atların hakkı!

Adalet için,

Yaşam hakkı için,

İstanbul’un daha uygar bir kent olması için atlı faytonların kaldırılmasını bir kez daha talep ediyoruz. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

agacta mahsur kalan kedi kurtarıldı

Bingöl’de ağaçta mahsur kalan kedi kurtarıldı

Ruam hayvan sağlığı kadar insan sağlığı için de bir tehdittir

Prof. Dr. Tamer Dodurka: “Ruam Geçici Önlemlerle Yok Edilebilecek Bir Hastalık Değildir”