in

Özrü Kabahatinden Beter: “Biz Ne Bilelim Onun Kedi Olduğunu”

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bir sürücü yavru kediyi ezip geçti. Olaya şahit olan kişi, yaşananları ve kediyi ezen sürücüyle diyaloglarını facebook hesabından bir iletiyle paylaştı.

buradabirkediyatiyor1

Aklınız kedinizde kalmasın: Kedi kısırlaştırma hakkında merak edilen tüm detaylar için ziyaret edin.

Sürücülerin dikkatsizlikleri ve uyarılara uymamasından ötürü her gün onlarca canlı, araçların altında kalarak can veriyor. Bursa’da yaşayan bir kişi ikamet ettiği site içerisinde, akşam evine dönerken şahit olduğu bir kazada yavru kedinin can vermesini, sürücünün hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesini ve sonrasında yaşadıkları diyaloğu facebook hesabından paylaştı. Bursa’nın Mudanya ilçesinde, Bahçelievler Sitesi’nde meydana gelen olayın şahidi Olek Pyotrof isimli kullanıcının paylaştığı iletinin hiçbir satırına dokunmadan sizlerle paylaşıyoruz:

“Maalesef az önce çok üzücü bir olayla karşılaştım ve bunu sizlerle paylaşıp, görüşlerinizi almak istedim.

Aracımla işten çıkıp, evimin bulunduğu siteye vardım. Geniş bir site alanıdır ve hemen girişinde ”Yavaş! Çocuklarımız oynuyor!” yazılı bir uyarı levhası vardır. Siteye girdikten sonra 20 km. hızla hareket edildiğinde, evime varmak yaklaşık 3 dakika sürer.

25 metre sonra, başka bir araç sabırsızca takip etmeye başladı beni. Bir süre aldırış etmeden, hızımı ve konumumu korudum, beni geçmesine ve hız yapmasına müsade etmedim. En sonunda dayanamayıp biraz sağa yanaştım. Arkamdaki araç beni sollayıp, yaklaşık 50 kilometre hıza çıktı; evimin olduğu rampaya doğru dönüp, o rampadan da aynı hızla aşağı indi. Evimin önüne vardığımda, 10 metre ötede, can çekişmekte olan bir kedi yavrusunu aydınlattı aracımın farları. Hemen yanına koştum. Başında aynı yaşlarda (3 ya da 4 aylık), muhtemelen kardeşi olan başka bir kedi dikiliyordu, ne yapacağını bilmez halde. Çok kötü durumda olan yavruyu alıp acilen bir veterinere götürmek istedim, ama maalesef birkaç saniye içinde can verdi.

Az önce yanımdan geçen arabanın onu ezdiğinden emindim. Ve karanlıkta onları göremesem de aracın kapılarının kapandığını duydum, yaklaşık 25 metre aşağıda. ”Ezdiniz hayvanı, öldürdünüz! Bok var o kadar hızlı gidecek!” diye bağırdım. Mırıldanmalar duydum… Diğer kediyle beraber, bir süre dikildik orada çaresizce.

Sonra aşağı doğru yürüdüm, arabanın önünde durduğu evin kapısını çaldım. Açan kadına, kırmızı araçla gelenlerin kendileri olup olmadığını sordum. Olumlu yanıt alınca da az önce bir kediyi öldürdüklerini söyledim. Kadın üzülmüş ve utanmış gibiydi; ne diyeceğini bilemez bir hali vardı. ”Bir anda önümüze çıktı” diyebildi, titreyen bir sesle. Ben böyle bir durumda neden geri dönüp bakmaya tenezzül etmediklerini sorduğumda ise aracı kullanan kişi olduğunu anladığım ve muhtemelen bu kadının kızı olan, yirmili yaşlarının başındaki diğer kadın geldi kapıya. Sert bir şekilde ”biz ne bilelim onun kedi olduğunu” diyerek terslemeye kalktı beni. Kendisine burada sayısız kedi ve köpeğin yaşadığını, bu nedenle önlerinde yavaş bir şekilde ilerlemekte ısrar ettiğimi anlattım. O ise hala, üzerinden geçtiği şeyin taş olduğunu zannettiği yönündeki yalanını sürdürdü. En sonunda ”Ama taş değildi işte, kediydi. Can çekişe çekişe öldü. Ve arkanıza bile bakmadınız. Böyle de vicdansızsınız.” diyerek ayrıldım. Arkama bakmadım…

Bir süre yavrunun bedenini ne yapacağımı düşündüm, yine başında dikilip. Gömmek istiyordum; ama gerekli araç gereç yoktu. Diğer yandan şahit olduğum umursamazlık ve vicdansızlık karşısında çok öfkelenmiştim.

Daha 1 ay önce, bu noktanın 20 metre gerisinde yine bir yavru kedinin ezilmiş bedeniyle karşılaşmış ve yine kazma, kürek, vs. bulamadığım için onu bir ağacın dibine bırakmıştım. Yine öfkeden deliye dönmüştüm, oracıkta öylece bırakıldığı için…

Bu kez, kediyi öldüren belliydi. Ve durumdan haberi olmasına rağmen, üzerinden dakikalar geçmesine rağmen halen gelip bakma gereği bile duymuyordu!

Hayvanın ölü bedenini, evlerinin hemen karşısındaki duvarın dibine bıraktım; hiç değilse sabah evden çıktıklarında, arkalarında umursamazca bıraktıkları o cesedi bir kere daha görsünler diye. Belki vicdanları sızlar diye. Belki bir can almanın sorumluluğuyla yüzleşirler diye. O da olmazsa, ”taş zannettikleri” (!) o beden elbet çürüyüp, çıkardığı kokuyla, göz ardı edemeyecekleri şekilde hayatlarına tesir eder diye! Taş olmadığını anlatır diye!

Doğru mu yaptım bilmiyorum. Bir yanım hala, bir yerlerden kazma kürek bulup, onu gömmek istiyor. Öylece açıkta bırakmış olmak vicdanımı çok rahatsız ediyor. Diğer yanım, toprağın altında ya da üstünde, doğaya karışacağını biliyor o kedinin; bu noktadan sonra bir ölümün üzerini örtmektense, o ölümü görünür kılmanın daha doğru olduğuna inanıyor.

Yardımınıza, görüşlerinize ihtiyacım var. Hem verdiğim karara dair, hem de böyle bir durumda yapılacaklara dair…

Sevgiler

Güncelleme: Gidip kediyi bıraktığım yerden aldım. Kendi evimin karşısına gömüp, duvara da ”Burada bir kedi yatıyor. Sorumsuzca ezildi, vicdansızca terk edildi. Taş değil, CANdı.” yazmak istiyordum. Ancak duvarı kaplayan sarmaşıklardan pek yer yoktu yazı yazacak. Biraz yanı da başka komşumun karşısı oluyordu. Yokuşun daha yukarısına, duvarın başladığı yere gömdüm. Yazıyı yarın yazacağım.”

mudanya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

uyuma on

Kedilerin Uyuma Pozisyonu Karakterlerini Yansıtıyor

metinmünir1 öç

Kahraman ‘İnsan’ Metin Münir, ‘Doğal Yaşamı Yok Eden Kediler’e Karşı