in

İpe Giden Adalar’ın Atları

Kurşuna değil ama ipe dizilerek “tür kıyımına” uğrayarak can veren can’ım Adalı atlar… Bu memlekette ortaçağı yaşadılar…

Bir varmış, bir yokmuş…İpe giden Adalar’in Atlari

Atlar varmış, atlar yokmuş…

Evet dostlar, “evvel zaman içinde Adalar’da atlar varmış” diye başlayacak güzel bir hikayemiz hiç olmayacak bizim. Bir gün Adalar’da atlar olsa bile tarih Adalar’ı ve atlarını, bize gülümseterek hatırlatmayacak maalesef. Çünkü biz, adı Adalı atlar olsun, fayton atı olsun farketmez, Adalar’daki atlara ‘’tür kıyımı’’ uygulamış veya uygulanmasına göz yummuş, hatta destek vermiş bir nesil olarak yazılacak ve anlatılacağız.

2020, İSTANBUL TARİHİNE ADALAR’DAKİ ATLARIN İPE DİZİLEREK ÖLÜME MAHKUM EDİLDİĞİ YIL OLARAK GEÇECEK

2020 yılı İstanbul tarihine Adalar’da atların küçücük ahırlarda hapsedilerek ve iplere dizilerek ölüme mahkum edildiği yıl olarak geçecek. Sokak hayvanlarına da pek iyi davrandığımız söylenemese de, atları ipe dizip hapsetmek dünyada başka bir insan ırkının veya kültürünün sahip olabildiği ve olabileceği bir meziyet şükürler olsun ki değil… Neden mi? Anlatayım; Aralık 2019 tüm dünya Çin’in Wuhan kentinden gelen korkunç salgın haberleri ile çalkalanmakta iken bir kısım, adı ‘’yaşam hakkı savunucusu’’ olup evinde, bahçesinde kedi bile besleyemeyen kişilerce ‘fayton kaldırılsın, atlara özgürlük’ nidalarıyla hak savunuculuğu yapılmaktaydı. Sorsan atın dört ayak üstünde yaşayan ve dört ayak üstünde yaşamak zorunda olduğundan bile habersiz olan bu gurup, ardına ülkemizin son yıllarda inanılmaz araştırmacı-haberci ve özgür medyasını da alarak İstanbul Valiliğin aniden ‘’Adalarda Ruam Salgını Karantinası’’ kararını alması ile kayıplara karıştılar.

105 AT, İZOLASYONA-KARANTİNAYA ALINMAK YERİNE UYUTULDU, UYUYAMADAN GÖMÜLDÜ

Ocak ayında Adalar’dan kötü haberler gelmeye başladı. Ahırlarda kapalı tutulan atlarda, güç ve ölü doğumlar, sancılar, ayak ve bacaklarda ödem ile seyreden topallıklar baş göstermişti çünkü. Ruam Yönetmeliği dahi düzgün işletilmemiş, şüpheli olan 105 at artık hepimizin bildiği üzere izolasyona-karantinaya alınmak yerine uyutuldu veya uyuyamadan gömüldü. Neden? Çünkü onlar attı ve bir can değeri taşımıyorlardı. ‘Yaşam hakkı savunucusu’  olan bu şahıslar neredeyse birbirlerine dahi duyurmadan, bu haberlerin gerçek olup olmadığını araştırmaya başladılar elbette. Ancak at canlısının yaşamını sürdürmesi için hangi koşullarda bakılması gerektiğini, kime danışacaklarını dahi araştırmamış, öğrenmemiş, sebep oldukları bu durumun sorumluluğundan kaçmak veya düzeltmek adına Adalar’da sözde karantinada olan bu atları ziyarete gittiler. Gördükleri manzaranın atlar için iyi mi kötü mü olduğunu da bilmiyorlardı. Nereden mi biliyorum? Bir tanıdık veteriner hekim vasıtası ile davet ettikleri at hekimi bendim çünkü. Ben, 20 yıl boyunca at haralarında, istasyonlarında, özel çiftliklerde, at hastanesinde hekimlik ve danışmanlık hizmeti vermiş Ayşe Yetiş…

 AMAÇ YAŞAM HAKKINI SAVUNMAK DEĞİL, FAYTONU KALDIRMAK İÇİN SAHTE BİR KAMUOYU OLUŞTURMAKTI

Sonra ne mi oldu?  Yazdığım rapor sonrasında hepsi sosyal medyasından beni sildi, yazdığım rapora istinaden tek bir eylem gerçekleştirmeyip kayıplara karıştılar. Bunun nedenini korkmak olarak algıladı isem de, sonrasında anladım ki amaç yaşam hakkı savunmak asla değildi. Amaç faytonu kaldırmak isteyen yerel veya genel yönetimin isteğini yerine getirmek için sahte bir kamuoyu oluşturmak, gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra da ortadan kaybolmaktı. Evet buna inanmak güç olsa da bunca okumuş, yazmış hatta hala yazan kişilerin faytonun arabadan ibaret olmadığını, faytonu taşıyanın bir  ‘’can’’ olduğunu biliyor olmalıydılar. Fayton kaldırılınca atın kaldırılmış olmayacağını, yaşam hakkının buradan itibaren de devam etmesi gerektiğini ve bunun o canlını doğasına uygun olmasının yasalarca da düzenlenmiş olduğunu da biliyor olmalıydılar.

BİLGİSİZ ‘HAK SAVUNUCULARI’, ATLARIN ACI ÇEKEREK ÖLMESİNİ YAŞAM HAKKINA AYKIRI GÖRMEDİ!

Fakat hiç biri faytonda eziyet gördüğü için faytondan alınan bu atların ahırlarda ipe dizilip öldürülmesinin karşısında durmadı, duramadı. Hakkını savundukları o canların, o ahırlarda her gün acı çekerek ölmesini yaşam hakkına aykırı görmedi. Nerden mi biliyorum? Çünkü kulaklarımla duydum. Gözlerimle bana yazılanları okudum. Adalar’daki 1000’lerce atın ölmesi, bu hak savunucularına göre orada kalıp bir ihtimal faytona dönmelerinden daha iyiydi. Yani binlerce at canlısının adına, bu bir avuç insan ölüm fetvası vermişti bile ve öylede oldu… Memleketimizin insanının da, hayvanının da, bitkisinin de makus talihidir bu. Yok sayılmak ve sonunda yok olmak…

Hayvan hakları söz konusu olduğunda bir kısım zümre çıkar ve özgürleştirmek, korumak adına nasıl sürünmeleri, ölmeleri gerektiğine karar verirler. Kedi köpek barınaklarının büyük kısmının acınası hali de bunların en iyi örneğidir. Bu güruh sayesinde, yerel ve genel yönetimler, hem hiç bir insani yöntem geliştirmek zorunda kalmazlar hem de bir kısım bilgisiz ve ilgisiz insan,  hak savunuculuğunu ‘’meslek’’ haline getirmiş olur. Bir kısım insanımızda sürekli yardımlarda bulunarak, vicdanlarını rahatlatırlar. Bana kalırsa sömürünün en çirkin halidir bu; sömürülenin sömürmeye başladığı yerde ete kemiğe bürünür insanın içindeki şeytan. Adanın yüzlerce yıldır var olan fayton atlarının yaşam koşullarını, onların doğalarına uygun şekilde düzenlenip Ada hatta İstanbul halkı ile birlikte yaşamalarını sağlamak ve bu koşullara uyamayacak olanların rehabilite edilmesi seçilmeyerek, katledilmelerinin savunulacak neresi var? Anlamak zor değil elbette. Meselenin başında yani Ocak ayında hapsedilen bu atların en az yarısının öleceğini haber vermiştik.

ATLARIN FAYTONA KOŞULMASI ZULÜMDÜ, AMA BAŞKA İŞLERDE ÇALIŞTIRILMAK ÜZERE SÜRGÜN EDİLMELERİ DERT OLMADI!

Peki ya diğer yarısına ne mi oldu? Ah evet onlar da güya kurtuldular. İstanbul’da fayton çekmesinin zülüm olduğuna karar veren zihniyet, bu atları ülkenin dört bir yanına başka işlerde çalıştırılmak üzere sürgün pardon sevk etti. İBB, giden atların sağlık durumlarını Adalar’da dahi takip edemezken, ülkenin dört bir yanında takip edeceği sözünü vermeyi de ihmal etmedi. Nerede o atlar? Nerede onların yaşam hakkını savunanlar? Nerede sürgüne gittikleri yerde takiplerini yapacakları sözünü veren yetkililer?

Bugün Adalar’da katledilen atları anma programı var.

Anılanlar anılarda kaldılar…

Benim anılarımda kurşuna değil ama ipe dizilerek “tür kıyımına” uğrayarak can veren can’ım atlar… Bu memlekette ortaçağı yaşadılar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Istanbullu Adalarda 1 Yil Icinde Olen Yuzlerce Atini Anmak Icin 18 Aralikta Aya Nikolada Bulusuyor

Yanlış Uygulamaların Çözümü, Atları Ortadan Kaldırmak mıdır?

Mersinde Bir Kedi 1 Hafta Boyunca Apartman Boslugunda Mahsur Kaldi

Mersin’de Bir Kedi 1 Hafta Boyunca Apartman Boşluğunda Mahsur Kaldı