in

İBB’nin “Bedava Sahiplendirme” Kararına Atçılardan Cevap: Atçının da Çiftçinin de Ata İhtiyacı Yok!

At hakkında bilgi sahibi olmayan insanlar fikir beyan etti ve #FaytonaBinmeAtlarÖlüyor diye kampanyalar yürütüp, ardından #YaşamNöbeti tuttu… Atı tanımayan bu insanlar Adalar’daki atların kaderini belirlemede kritik bir rol oynadı. Peki hayatını atlara adamış ve hayatı atlarla geçmiş insanlar bu karar için ne diyor? Adalar’ın atları ölüme mi gönderiliyor?!

At hakkında bilgiye sahip olmayan, bilgi sahibi olanlara da danışma gereği duymayan, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri; art arda aldıkları kararlar ile 19 Aralık’tan bu yana Adalar’da yüzlerce atın ölmesine, geri kalan atları da atın doğasına aykırı bir yaşama mahkum ederek günden güne ölmesine neden oldular.

www.ajanimo.com olarak atları tanıyan ve atçılığın farklı alanlarında yer alan kişilere İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, 9 Mart’taki İBB Meclisi’ne sunduğu ve İBB Meclisi’nin de oy birliği ile kabul ettiği  “Atları tarım ve hayvancılıkta kullandırılmak üzere ‘bedava’ sahiplendirelim” teklifini sorduk.  Peki gerçekten atlarda sahiplendirme olabilir mi? Adaların atlarını bedava da olsa atçılık ve tarım camiasından sahiplenecek insanlar olur mu?

(At Yetiştiricisi Atahan Zilcioğlu)

ATAHAN ZİLCİOĞLU: “BU ATLAR,  YETİŞTİRCİLİKTE DE TARIMDA DA KULLANILAMAZ”

At Yetiştiricisi Atahan Zilcioğlu, “At yetiştiricisi olarak Adalar’ın atlarını bizim değerlendirmemiz mümkün değil” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu atlar, yarış atı yetiştiriciliğinde de tarımda da kullanılmaz. Bir yetiştiricinin bu atı alması için, bu atların soy kütüğünün ve yarış atı olma özelliğine sahip olması gerekir. Bu atların böyle bir özelliği yok.  At sahibi olmak için de TJK’nın belirlediği şartlar var. At sahibi olacak kişinin bir atı mağdur etmeyecek ve ona bakacak bir ekonomik güce sahip olması gerekir. Bir atın bakımı ciddi masraftır. Seyisi, idman jokeyi, otu, yemi, manavdan alınan elması havucu, nalbantı ve veteriner hekimi olması gerekir. At yetiştiricisi iseniz kendinize ait ve at başına da 10 dönüm yerinizin olması gerekir. Barındırmak için Hipodromda bir ahırınızın olması gerekir. Bütün bunlar ciddi maliyettir. Ekonomik değeri olmayan bir atı hiçbir atçı almaz.”

(Kütahya Rahvan Atlı Spor Kulübü Başkanı Birol Babanoğlu)

BİROL BABANOĞLU: “İBB, İSTANBUL DIŞINA AT SAHİPLENDİRMEYİ UNUTSUN”

“Ata bakmak için at hayvanı hakkında bilginiz ve ona bakacak kadar ekonomik gücünüzün olması gerekir” diyen Kütahya Rahvan Atlı Spor Kulübü Başkanı Birol Babanoğlu, İBB’nin Adalar’daki atlarla ilgili aldığı kararı, at hayvanını yeterince tanımadığına ve bilgisizliğine vermek gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Adalar’ın ulaşım aracı olan faytonlarla ilgili düzenleme yapmak yerine, sahipli atı sahipsiz hale getirmek için tonlarca para ödeyip sonrada bu atları bedava sahiplendirmeye çalışılmasını anlamış değilim. Yanlış bir karardır. Alınan yanlış karar, ikinci bir yanlış kararla yani sahiplendirme kararı ile içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Sahiplendirme koşullarını bilmiyorum. Ancak, Anadolu’nun her yerine gitmiş bir olarak diyebilirim ki; atların İstanbul dışında bir yere sahiplendirilmesi çok daha büyük hata olur. Türkiye’de atlar içler acısı durumda. At sahiplerinin içinde dahi yüzde 80’ninin at hakkında bilgisi yok. At, diğer hayvanlara benzemiyor ki! Düzenli beslenmesi, sürekli hareket halinde olması gereken bir hayvan. At sahibi olmak için sadece paranızın olması yetmez atı da bilmeniz lazım… Anadolu’daki at arabacıları Adalar’daki arabacılardan çok daha vahim durumda. Atlar daha çok eziyet görüyor. Atı topallıyor, ayağı kan içinde adam atı arabaya koşmuş. İçin gidiyor ama ne diyeceksin. Denetim yapan bir yer yok ki, şikayet edeceğin bir merci olsun! Diğer taraftan, Türkiye’de at veteriner hekiminin sayısı bellidir. Anadolu’da ise at veteriner hekimi yoktur. Atın ayağında şişme varsa dağlıyor, psikolojik sorunu varsa su testisi kırıyor. Atın gözüne duman inmişse, camı toz haline getirip gözüne üflüyor. Bu ülkede atlara o kadar acı çektiriyoruz ki!”

BİROL BABANOĞLU: “ÇİFTÇİ İÇİN TRAKTÖR ATTAN DAHA UCUZ”

Birol Babanoğlu, Adalar’daki atların zaten sahiplenilmediği için Adalar’daki arabacılara  düştüğünü ve faytonlara koşulduğuna dikkat çekerek; bedava dahi olsa  bu atları üreticinin, yetiştiricinin ve de çiftçinin neden almayacağını şöyle anlattı:

Köylü ve çiftçi, at da  at arabası da kullanmıyor artık. Traktör kullanıyor. Traktörün maliyeti attan daha düşük. At üreticisi bu atları niye sahiplensin ki! At soy kütüğüne kayıtlı olması gerekir. Tayı kısrak, yiğidi ana, padişahı sultan doğurur. Kısrağı da aygırı da kaliteli seçeceksin. Üretici için, 11-12 ay gebelik süreci var. Bu sürede kısrağı iyi besleyecek. Bu tay en az 2 yaşında satılma aşamasına gelir.  3 yıl bu ata masraf yapacak. Sonra kime satacak bu atı? Seceresi belli değil ki, yetiştirici bu atın anasını tanımaz, babasını tanımaz… Bu atları, üretici de yetiştirici de çiftçi de almaz. Geriye ciritçi kalır. Atlar, ciritte çok daha fazla eziyet görür. Bu atları kasaplar alır. İBB, bu atları bedava sahiplendirme kararından dönmezse, bu atların hepsi ya sucuk, pastırma olacak ya da ölecek.”

(At Veteriner Hekimi Ayşe Yetiş)

 AYŞE YETİŞ: “ADALAR’DA, EKONOMİK DEĞERİ YOK EDİLEN ATA ‘ÖLDÜRESİYE’ BAKILIYOR!”

Adalar’daki atların sahiplendirme sürecinden bu yana at hayvanının nasıl bakılması gerektiğine dair açıklamalar yapan At Veteriner Hekimi Ayşe Yetiş, Adalar’daki atların  zaten sahiplenilmeyen atlar olduğunu ve en son durak olarak fayton koşulduklarının altını çizerek şunları söyledi:

“Biyolojide türler arası birlikte yaşam modelleri vardır. Bunun en bilinen örneği Parazitizm’dir. Yani bir canlının diğer canlıya fayda sağlamayıp zarar vererek varlığını sürdürmesi modeli. Ancak evrim sürecinde bu yaşam modelinden geliştiği düşünülen bir yaşam modeli vardır ki buna Mutualizm denir. Adalar’ın fayton atları yüz küsur yıldır Adalar’da insanların evlerine gidebilmesi için bir taşıma aracı idi. Bu ilişkide bir parazitik ilişki görebilirsiniz ancak at doğası gereği güç olarak yük taşıyabilen ve zaten de koşabilen bir canlı, koşarak güçlenen bir canlı. Biz bu ilişkiyi tek taraflı fayda görme ve zarar verme noktasına getirdik. Ve sonunda binlerce at doğasına tamamen aykırı bir şekilde ahırlara iple bağlı bir şekilde hapsedildiler. Şimdi aylardır kapalı tutulan (ancak sağlam görünen onlarcasının kısıtlı alana salındığını İBB videolarından görüyoruz) bu atlar artık ölümle burun burunalar ve bu sayıda ata bir gelir kaynağı olmadan öldüresiye bakmanın hangi çeşit bir birlikte yaşama modeli olduğunu ben çözemedim.”

AYŞE YETİŞ, “ATLAR ARTIK FAYTONA DAHİ KOŞULAMAZLAR!”

Faytondan çıkmış bu atların erkek olanlarının pek çoğunun iğdiş edildiğini, iğdiş  olmayanlarının da dişiler gibi damızlık hiçbir değeri olmadığını söyleyen Ayşe Yetiş; “Zaten damızlık değerleri olmadığı için üç otuz paralara Adalar’a kaçak sokuldular. Yarış atı namzetleri yok. Sağlam kalabilmiş olanlar ancak binicilik tesisleri tarafından sahiplenilir ki,  oralarda da para karşılığı binicilik derslerinde kullanılacaklardır. Anadolu veya Trakya kırsalında yaşayan insanların bu atları alıp ayda ortalama 1000 TL harcamak gibi bir gailelerinin olmayacağı da açıktır. Ülkemizde at artık tarım ve hayvancılıkta kullanılması ekonomik olmayan bir hayvandır. Kaldı ki, ne Anadolu’da ne de Trakya’ da bu atların herhangi bir sağlık sorununa müdahale edebilecek sayıda at hekimi de bulunmamaktadır. Bu çeşit bir sahiplendirme, tıpkı Adalar’da bunca yıl olduğu gibi,  hastalandığında kaderine terke edilecektir. Çünkü inek, koyun keçi gibi kesimhaneye de gönderilemez ve belki kaçak et peşinde olanlara kilo ile satılır hale gelecektir. Bu atların pek çoğu ahırda geçirdikleri bu 4 ayda kas ve kemiklerinde oluşmuş zafiyetler sebebi ile artık fayton taşıyabilecek özelliklere de sahip değildir. At koşarak güçlenen bir canlıdır. Dolayısı ile Adalar’da 1000 küsur at ki at için küsur olarak sayı vermek bir at hekimi olarak bana korkunç gelse de böyle ifade etmek durumundayım, ziyan edilmiş ve ziyan edilmeye devam ettirilmektedir. Çünkü at dediğimiz canlı her ne kadar bir sürü hayvanı olsa da insan ile geçirdiği süreçte artık bir ‘birey’ olabilmeyi başarmış yol arkadaşımızdır”

AYŞE YETİŞ: “İSTANBUL’DA ATLARA VE İNSANLARA İYİ GELECEK DOĞAL ORTAMLAR YARATILMALI”

Ayşe Yetiş, Adalar’daki atların kalan hayatlarını iyi geçirmesi için en gerçekçi çözümün hem atlara hem İstanbullulara iyi gelecek doğal ortamlar yaratmakla mümkün olacağını söylüyor ve ekliyor.

“Pandemi bize anlattı ki, insan doğadan ve hayvandan uzaklaştıkça insanlıktan da uzaklaşıyor ve kent yaşamı bunun en azgın örneği. O vakit İstanbul gibi bir metropolde elbette atlara bir alan yaratmak gerekiyor, hem atlar hem insanlara iyi gelecek doğal ortamlar yaratılamaz mı? İstanbul insanının tek göreceği at,  yarış sahasında koşan veya geçmişte kalmış fayton manzarası ya da ekonomisi yetiyor ise binicilik tesislerinde kapalı manejde saat ücreti vererek temas ettiği at mı olmalı?  İstanbul insanı milyonlar harcanarak yapılan içinde yürüme parkuru, birkaç kel ağaç ve kafelerin olduğu ‘millet bahçesi’ denilen doğallıktan uzak parklara mahkum mu olmalı? Adalar dahil İstanbul’un çeşitli bölgelerine içinde atların da mutlu huzurlu yaşadığı, bakıcılarının, nalbantlarının, hekimlik hizmetlerinin olduğu ‘Atla Yaşam, Atla Terapi, At için Terapi Merkezleri’ kurulabilir. Atla doğal bir şekilde tanışmayı, temas etmeyi isteyen, evladını AVM’lere götürmek yerine atla temas edebileceği, doğal parkalara götürmeyi isteyen binlerce vatandaşımız var. Çünkü at varsa toprak var, at varsa atların koşturacağı padok alanları, ağaçlar arasında toprak yollar var, at varsa orman var, temiz hava var. Bu ortamlar İstanbul halkı için pekala yaratılabilir, bu ortamlarda bu ‘rüzgarın çocukları’ insan çocukları ile beraber pekala sömürülmeden ve onların doğalarına uygun bir şekilde bakılabilir. Bunun için,  içinde tartan yürüme yolları ve plastik spor aletleri olan, ‘sağlıklı yaşam parkuru’ kurmayı hedefleyen politikacı ve siyasetçiler yerine, insanı hayvanı ve doğayı seven ve koruyan vizyoner yöneticilere ihtiyaç var.”

AYŞE YETİŞ: “ATLARIN EMEKLİLİĞİ İÇİN DE PAY AYRILMALI”

Ayşe Yetiş, “ Ekonomik değeri bu kadar yüksek olan bu at canlısının var ettiği sektörler ve paydaşları atlar sayesinde elde edilen gelirin bir kısmıyla, bu sektörlerde çalışamaz duruma gelmiş atların tedavi, rehabilite ve ömrünün sonuna değin mutlu ve huzurlu yaşayacağı ortamı yaratmalılar.  Veteriner Fakülteleri de dahil edilmeli. Çünkü atlar iş yapıp para kazanabilen canlılar ve bu gelirden bir payları olmalı. Mevcut konumlarını kaybetmiş Ada atları veya yarışların olmadığı bu dönemde yarış hayatı bir şekilde bitmiş dolayısı ile ekonomik değeri de kalmamış pek çok atı ne yapalım? Doğaya salıp ne halleri varsa görsünler diyebilir miyiz? Yoksa Mutualist yaşam modelini hayata geçirebilir miyiz? diyerek konunun bambaşka bir boyutuna dikkat çekti.

(At ve Binicilik Eğitmeni Janbi Ceylan)

JANBİ CEYLAN: “ATLARI KASAPLAR HARİCİNDE SAHİPLENECEK KİMSE YOK!”

At ve Binicilik Eğitmeni Janbi CeylanAdalar’daki atları  “kasaplar” dışında sahiplenecek kimse olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Eser miktarda bu atlar binicilik kulüpleri ya da imkanı olan at sevdalıları tarafından sahiplenebilirler. Ancak bu oranın yüzde 10’u bulacağını bile sanmıyorum. Benimki karamsar bir bakış açısı. Ancak iyimser bakış açısınında yüzde 20’yi geçeceğini ön görmüyorum. Onlar haricinde bu atı sahiplenecek kimse yok. Kasaplar dışında tabi. Tabi bu sahiplendirme meselesine genel olarak bir bakış atabilmek için tam olarak Adalar’da kaç at kaldığını, bunlardan kaçının sakat, kaçının iyileşebilecek düzeyde hasta olduğunu bilebilmek lazım. Uzun süre bu atlar bakımsız, kötü koşullarda yalnız bırakıldı. İşaret ettiğim bu süreç faytonlar kaldırılmadan önce değil sonraki süreç. Faytonların kaldırılmasıyla ahır diye adlandırılamayacak sabit ya da derme çatma yapılara atılan atlar, inekler gibi bağlanarak yaşatıldı. İnekten farklı olarak at hayvanı kas ve kalp sistemindeki kendine has özellikler sebebiyle sürekli hareket etmek zorundalardır ve sabit bağlı olarak yaşayamazlar. Bir binicilik kulübünde atın kaldığı ortalama bir boksun 3 metre x 3 metre ( ideali 3.6×3.6 ) olduğunu düşünürsek, atın hareket edemeyecek şekilde bağlı olarak tutulması onun öldürülmesi demek. Ayrıca bu süreçte atlar psikolojik olarak da yıpranmışlardır diye tahmin ediyorum. At hayvanı fiziksel olarak birçok hayvandan farklı olduğu kadar zihinsel olarak da farklıdır. Uygun olmayan yaşam koşullarından psikosomatik hastalıklara yakalanırlar ve bu hastalıkları tedavi edebilmek için uzun süren bir rehabilitasyon sürecine ihtiyaç duyulur. Elde atların fiziksel ve zihinsel kondüsyonları ile ilgili bir veri olduğunu da sanmıyorum.

Bu sahiplendirmenin asıl gönüllüsü kasaplar olacaktır. Özellikle toplu sahipledirilmelere karşı bu süreç gözlem altına alınmalı ve İBB’nin bu işi oldu bittiye getirmesine izin vermemek gereklidir.”

JANBİ CEYLAN: “TARIM İÇİN SAHİPLENDİRİLECEKSE FAYTONLAR NEDEN KALDIRILDI?”

Atların tarımda da kullanılamayacağını söyleyen Janbi Ceylan, “Tarım zaten çoklu beygir gücüne geçeli yıllar oldu. Tarım faaliyetleri için atlar sahiplendirilecek ise o halde neden faytonlar kaldırıldı. Zira fayton çekerek işkence görüyor savı ile İBB’nin faytonculuğu kaldırmasıyla ortada kalan at, bu sefer tarıma yönlendirilip saban mı çekecek? İBB’nin savının doğru olduğunu varsaysak bile o halde atlar açısından yağmurdan kaçarken doluya tutulmak değil mi bu? Ayrıca Karaman örneğini hatırlayalım. Karamanda yıllar içinde çiftçilerin doğaya saldığı atlar, insana alışık olmaları ve doğada aç kalmaları sebebiyle ekin bölgelerine göç etti. Çiftçilerin şikayeti üzerine ilgili kurumlar atların yakalanması ve sahiplendirilmesi ile ilgili ihale gerçekleştirdi ve birçok at doğada tekrar yakalandı. Lakin yakalanan atların bakım ve toplanma koşullarının kötü olması sebebiyle onlarca at telef oldu gitti. Benzeri şekilde kaldırılan Antalya faytonlarının atları da güya çiftçilere dağıtıldı. O atların akibeti ile ilgili bir bilgi bulunmamakta. Ola ki bu atlar tarıma verilecek, yine benzeri akibete uğrayacakları aşikar”

JANBİ CEYLAN: “ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ DİYEREK ATLARI ÖLDÜRÜYORUZ”

Bu atların hobi biniciliği kesimi için yetiştiricilik potansiyelinin olduğunu anlatan Janbi Ceylan;

“Binicilik sporu ya da hobi biniciliğinde genelde at yetiştirmekten ziyade hazır at alınması tercih ediliyor. Bir atın hamilelik süreci 11 ay. Doğan tayın binilebilecek seviyeye gelmesi için kemik gelişiminin belirli bir seviyeye dek ulaşmış olması gerekir. Her ne kadar atların kemik gelişimi 7 yaşına kadar devam etse de genellikle 3-4 yaşı itibari ile atlara binilmeye başlar. Hobi biniciliğinde bir yetiştirici için bu 5 yıllık bekleme süresi ekonomik maliyeti gerçekten yüksek bir süre. Dolayısıyla düz koşu yarışları hariç hemen hemen bütün binicilik sporlarında hazır atlar satın alınmaktadır. Arap ve İngiliz atlar için bu yetiştirici ve hazırlayıcı TJK, diğer engel atlamada faydalanılan atlar için ise genellikle Avrupa’daki yetiştiricilerden at sağlanır. Sonuç olarak at yetiştirme imkanına ve merakına sahip birkaç gönüllü çıkabilir ancak yukarıda bahsettiğim yüzde 10’a yaklaşabileceğini bile düşünmüyorum. Bununla birlikte bunları anlatırken, Antalya, İzmir, İstanbul ve Karaman atlarını düşününce özgürleştireceğiz diye atları nasıl da öldürdüğümüzü görüp hayretler içerisinde kalıyorum” diye konuştu.

JANBİ CEYLAN: “TJK BU ATLARI HARALARINA YAKLAŞTIRMAZ BİLE!”

Janmi Ceylan, yetiştiricilik konusunda Türkiye’de ana arterin Türkiye Jokey Kulübü olduğuna dikkat çekerek; “Adalar’daki bu fayton atları zaten TJK bünyesinde gerçekleştirilen düz koşu yarışlarından başarısızlık ya da sakatlık sebebiyle ıskartaya çıkmış atlar. Her hangi bir başarıları olsaydı ya da kan hattı olarak damızlık değeri olsaydı zaten ıskartaya çıkartılmazlardı. Ayrıca adalardaki raum ya da çeşitli at hastalıkları sebebiyle kurum bu atları haralarına yaklaştırmaz bile” dedi. .

(Adalar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği At ve Atçılık Yetkilisi Emin Mahir Başdoğan)

MAHİR BAŞDOĞAN: “ADA ATLARI  İBB’NIN İMTİHANIDIR.”

Adalar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği At ve Atçılık Yetkilisi Emin Mahir Başdoğan, “Teklifi hazırlayan  İBB Veteriner İşleri, teklifi  9 Mart’taki İBB Meclisi’ne sunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve oy birliği ile kabul eden İBB Meclisi bizden duymuş olsun tarım dünyası attan çıktı” diyerek Adalar’daki Atlar hakkında karar verenlerin at hayvanını tanımadığı gibi Türkiye’nin gerçeklerinden de bir haber olduklarını ifade etti.

Emin Mahir Başdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Küçük çiftçi imkan bulduğunda kredi ile traktör alıyor.  O cihetten kısa sürede yardım beklemek hayaldir. İBB artık sahip olduğu atların mesuliyetinden kaçmadan gereğini yapmak mecburiyetindedir. Olamadı kendi kadrolarından yüksek maaş alanlardan o hayvanların bakımı için gereken masraflar karşılığı kesintiye gitmesi yapılabilecek bir jesttir. Bakalım ne kadar hayvan seviyorlar? Ada atları İBB’nin imtihanıdır. Lütfen sağdan soldan “kopya çekmeye” tevessül etmesinler. Yetiştirici diye,  yurdumuzda safkan yarış atı yetiştirene denir. Faytonlarda kullanılan atlar düz koşu için uygun değildir. Her şeyin başında kendisi yılda binlerce genç at ıskartaya çıkartan bir sektör genel sağlık durumu, yaşı ve resmȋ evrakları kendilerine uygun olmayan bu atları nazar-ı dikkate bile almaz. Farz-ı muhal bunun böyle olacağını bir an bile düşünmek düpedüz at bilmez saçmalıktır. Gönül daha sağlıklı bir atçılık uygulamamız olmasını isterdi. Mesela aile atı diye bir at hayatımızda olsaydı, hem binek hem arabada kullanılan atları besleyen aileler bulunsaydı… ne iyi olurdu. Ama yok! İşleyen bir düzeni aksaklıklarını düzeltip devam ettirmek yerine topyekün yasaklayan zihniyet kırıp bozduğu ile yüzleşmek durumundadır. Hata yapılmıştır. Şimdi gel beni kurtar diye etrafı feryada vermenin zerre kadar faydası yoktur. Bu zor süreç yaşanmaktadır ve müsebbipler zan altındadır.”

MAHİR BAŞDOĞAN: “ATLARIN TEK ADRESİ AT KASAPLARI OLACAK”

Emin Mahir Başdoğan, faytonlar düzenlenip denetlenerek çalışmaya devam etseydi atların bu sıkıntıları yaşamak durumunda olmayacağının belirterek şöyle devam etti.

“Toptancı/yasaklamacı tavırlar tam bir at katliamına dönmek üzeredir.  Bu atları, at kasapları dışında kimse almaz. Sokak kedisine, köpeğine bakamayan bir kurum atların altından nasıl kalkabilir.  Atların faytonculuk için değeri vardır. Öte yandan eti, derisi, kemiği, kılı, tüyü ser-a-pa değerdir. Onları yaşatmak faytonların yeniden çalışması ile mümkündür. Yoksa öteki değer devreye girer. Adalar’da atlarını İBB’ye satmayan ve beslemeye devam eden arabacılar var. Onların başında olduğu gerçek bir faytoncular odası kurulur, oraya atçılık sektörü yardım eder ve olmuş olması gereken bir faytonculuk münasip şartlarda tekrardan kurulur. Bu pandemi günlerinde toplu taşıma riskinden uzak fayton taşıması ile Adalar ve faytoncular ve atlar hayata döner. İstanbul atlarını bağrına basar. Hayat mecrasında akar… Bu tecrübeden çıkardığı ders ile İBB yönetimi ofislerine içinde japon balıkları olan akvaryumlar yerleştirir ve bundan böyle sadece akvaryumda balık besler…”

 

Kedisinin Uyutulmasına İzin Vermeyince Polis Tarafından Evi Basıldı

Ersin Korkut’a Acı Haberi Yılmaz Erdoğan Verdi