in ,

Her Şeyim, Anlamım, Bana Ait En Güzel Canlım…

Ne yazabilirim diye öylesine bakıyorum şimdi Penneme. Her zaman ki gibi ayaklarımın dibinde uyuyor. O nefes aldıkça huzurluyum,  daha da varım bu hayatta. O kadar benim ki hem her şey yazabilirim hem de hiç bir şey. Tek bir cümle ile “her şeyim” diyebilirim ama inanın o her şeyim içinde  söylenecek o kadar çok şey  var ki… Kelimelere, cümlelere hatta dünyaya sığmaz.  Sadece bana sığar.

İlk karşılaştığımız 12 sene önceyi düşünüyorum.   O zaman ki ismi “ makarna’ cı” olan restaurantıma getirmişti bir arkadaşım. (İsmi de mönüsünde sadece makarna olan restaurantımdan esinlendi. Düdük şeklinde ince ve uzun penne makarnasına benzediği için adını Penne koymaya karar verdim). Ona da bir arkadaşı vermiş ve kendisi de bir köpeğe bakamayacağına, böyle bir sorumluluğu beceremeyeceğine karar vermiş. Şehir dışına gideceği için birkaç günlüğüne bana bırakmak istedi. Mecburen  ama gerçekten hiç istemeyerek kabul ettim. O birkaç gün içinde hiç etkilenmedim bile. Pek suratına bile bakmadım. Birbirimize değmedik bile. Ben hep teğet geçtim kendisini. Aynı şekilde hazır değildim evde başkası ile yaşamaya, yatağımı paylaşmaya. Onu beslemeye,  hasta olsam bile gezdirmeye, kendimden daha çok seveceğim herhangi bir varlığa.  Bütün hayatımı, her duygumu her acımı paylaşabileceğimi ve birlikte nasıl yaşayacağımızı öğreneceğimi hayal bile edemezdim. Anladım ki benim bu hayatta ki hayalim, yaşamdaki amacım penneymiş.  İki canlı gibi yaşamak.  İki korunmasız hatun gibi. Birbirini kollayan, seven, gözetleyen herkes gibi. Sanki hiç kimsenin daha önce yaşayamadığı duygular gibi. Sadece bize özel, bize ait.

Zor anlarımda, mutlu hallerimde yan yana durmak, ağladığımda ya da sevindiğimde aynı hislerle üzülüp coşkulanıp hayata devam etmek bizim ki. Kendimden önce onu düşünmek.  Yeni doğmuş bebek misali.  Büyüyen çocuk erişkinliğinde. Yapması gerekenleri öğretmek, yapmadığında kızmak gibi. İnsan gibi. Yolda beraber yürürken her seferinde arkasına bakıp benimle birlikte yürüyor demenin güveninde ve huzuruna olmak gibi…

Bir hayvanı sevmek, sevebilmek hayvan yetiştirmeyenler hatta hayvan sevmeyenler tarafından pek anlaşılacak bir duygu değildir. Birlikte yaşam sürdürmek,  bir evin içerisinde yaşamı hayvanına göre koşullandırmak o kadar kolay değil. Derdini anlatamayan, sadece sevgi ile beslenen, gözünün içerisine bakan ve sana muhtaç bir canlı ile hayata devam etmek sabır ve özveri ister. Hayvan sevgisine de bana göre en büyük örnek ise; Aylar önce ana haberlerde seyrettiğim bir görüntü beni çok düşündürdü daha doğrusu içimi eritti.  Yanına köpeğini alan bir mülteci ve ülkesinden göç etmek zorunda kalan ve kilometrelerce bilinmez bir hayata doğru omuzunda kedisi ile yol alan başka bir mülteci. Boşluğa doğru ilerlerken canından parça olan kedisini ya da köpeğini terk edememiş insanlar. Ne yiyeceğini, nerede yatacağını bilmeden ağır ağır ilerlerken hiç düşünmeden elinde ne varsa hayvanı ile paylaşan insanlar.  Aynı dramda eminim ki ben de Penne mi yanıma alırdım. Onu da korumak durumunda kalırdım. Nereye gidersem gideyim.

Bana göre yangında kurtarılacak ilk şey Pennem. Geride yalnız bırakmaktan korktuğum tek şey…

Canım Pennem seni yerim.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

on cizmeli 1

Bir Çizmeli Kedi Kolay Yetişmiyor: Doğum Günün Kutlu Olsun Charles Perrault

Yaratıcılığınızı Tetikleyecek El Yapımı Hayvan Figürleri

Bu Hayvanlar Yaratıcılığınızı Tetikleyecek