in

Hayvanlar Ruhumuzun Kayıp Parçaları mı?

Son yıllarda hayvanlara gösterilen bilinçli ilginin çoğalması, insanın kendi yolculuğunda bilinçlenmesi ile ilgili olabilir mi! İnsan, kendini kaybettiği ve unuttuğu kötü bir rüyadan uyanır gibi ruhunun eksik parçalarını tamamlamaya çalışıyor olabilir mi? Bu durumda karşımıza çıkan hayvanlar, ruhumuzun kayıp parçaları olabilir mi?

İnsanların tam olduğu ve doğayla bütünleşerek yaşadığı günlere dair söylenceler vardır. Yüzlerce, belki binlerce yıl öncesinden gelirler. Onları tıpkı bir masalı okuduğumuz gibi okuruz; inanmadan, ciddiye almadan. Fantezi ve hayal ürünüdürler çoğumuz için. Eğlenmek ya da güncel sorunlardan uzaklaşmak için fantezi iyi bir seçimdir, asla pişman etmez okuyanı ya da izleyeni. Tersine, sanki kayıp bir parçasını bulmuş gibi olur insan; hep görmezden geldiği, bazen de reddettiği parçasını. Kabul edelim ki, bir red kültürü içine doğmaktayız uzun zamandan beri. Kurduğumuz ilk ilişkilerden başlayıp toplumsallaşma yolunda ilerlerken, öncelikle nelerden vazgeçmemiz gerektiğini öğrendik. Bir yerlerimiz hep ayıptı, isteklerimiz kabul edilemeyecek kadar kötüydü, yanlıştı. Biz de hepsini, kocaman mantıklı insanlar olma yolunda ilerlerken bir yerlerde bıraktık. Onlardan vazgeçtik, onları reddettik. Kabul edelim, bizler eksik kaldık.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Hayvanlar_ruhumuzun_kayip-parcalar-mi-tutku-cetsn-ajanimo.jpeg

Aklınız kedinizde kalmasın: Kedi kısırlaştırma hakkında merak edilen tüm detaylar için ziyaret edin.

Vazgeçtiğimiz her neşe, her merak ve her istekle birlikte ruhumuzdan parçalar koptu. Ruh parçalarımızın koptuğu yerler boş kaldı. Bilinçsizce de olsa, hayatlarımızı bu boşlukları doldurmak için yaşıyoruz artık; başka insanlarla, parayla, mal ve mülkle yamamaya çalışıyoruz deliklerimizi. Peki, bizden ayrılan, kopan ruh parçalarımıza ne oldu? Reddettiğimiz, görmezden geldiğimiz parçalarımız şimdi neredeler?  Onlara ne olduğunu merak ediyorsanız, var mısınız bir masala? Mesela, “Bir zamanlar, mutlu çocukların yaşadığı mutlu bir ülke varmış…” diye başlasam ve sanki bir efsane anlatıyormuşum gibi yazsam, okumaya devam eder misiniz?

Bir zamanlar, mutlu çocukların yaşadığı bir ülke varmış. Çocuklar mutlu olduğu için ülke de mutluymuş. Bu ülkedeki büyükler her çocuğun bir hazineyle birlikte doğduğunu bilir ve bu hazineyi korurlarmış. Bir gün korku çıkagelmiş karanlığın içinden. Bir çocuk korkmuş ve sevincini düşürmüş, bir diğeri neşesini, bir başkası coşkusunu. Korku hepsini ziyaret etmiş sırayla, çocuklar ruhlarındaki hazineleri birer birer yitirmeye başlamışlar. Oyun oynamayı, merak etmeyi ve giderek, yaratmayı unutmuşlar. Büyüyüp de bir yetişkin olduklarında hazineleri bomboşmuş artık. Hayattan zevk almıyor, mutluluğu hissedemiyorlarmış. Yaşamanın hiç bir anlamı olmadığını düşünenleri bile varmış.  Onlardan ayrılan, kopan ruh parçaları da boşlukta oradan oraya savruluyor, yeniden hayata dönmek, yeniden hissedilmek ve hatırlanmak istiyorlarmış. Eğer onları hisseden, hatırlayan kimse yoksa, var olduklarını kim söyleyebilir? Kayıp ruh parçaları da, eğer bir bedenleri olursa insanların onları görüp hatırlayabileceklerini düşünüp bedenlenmeye karar vermişler. Böylece, çeşitli bedenler yaratmışlar kendilerine: 

Hayvanlar ruhumuzun kayip parcalar mi tutku cetin ajanimo

Bağımsızlık, merak ve oyunculuk bir araya gelip, Kedi’yi oluşturmuş. Sadakat, koşulsuz sevgi ve neşe bir araya gelmiş, Köpek oluşmuş. Kararlılık, güven ve bilgelik Kaplumbağa’yı yaratmış. Özürlük, güzellik ve asalet At olarak bir araya gelmiş. Ve kaybolmuş tüm ruh parçaları, tüm hayvanlar olarak yeniden dünyaya gelmişler. Bu şekilde bir gün insanların onları hatırlayacaklarını ve geri isteyeceklerini umut ediyorlarmış.

Bu bir masal, ama hangi masal gerçeğin farklı bir anlatımı değil ki? Masallar, mantığımızın kabul etmediğini ruhumuza anlatırlar. Bu masalı da ruhunuza anlattım, o anlayacaktır. Kaybettiğimiz doğallığın, içtenliğin, koşulsuz sevginin onların gözlerinden bize bakıyor olduğunu bilecektir. Hayvanlar bir zamanlar çok iyi bildiğimiz ama büyüdükçe unuttuğumuz, vazgeçtiğimiz saf, katıksız hayatın temsilcileri. Gerçeği saptırıp örten bir zihinleri yok, algıları saf ve güçlü. Dünya onların gözünde gerçek renklerine, ışığına kavuşuyor. Farkındalık kazanmak için okumak ve meditasyon yapmak zorunda değiller çünkü farkındalık, onların doğal halleri. İşte bu yüzden çoğu insandan daha zekiler.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Hayvanlar_ruhumuzun_kayip-parcalar-mi-tutku-cetin-ajanimo.1.jpg

Son yıllarda hayvanlara gösterilen bilinçli ilginin çoğalması, insanın kendi yolculuğunda bilinçlenmesi ile ilgili olabilir mi? İnsan, kendini kaybettiği ve unuttuğu kötü bir rüyadan uyanır gibi, ruhunun eksik parçalarını tamamlamaya çalışıyor sanki. Kaybettiğimiz gerçek sevgiyi, cesareti, neşeyi, şefkati, bilgeliği sahiplenen hayvanlar, bize, aslında neyin parçası olduğumuzu, kim olduğumuzu hatırlatmak için bekliyorlar. Kalbini karartmış olanların karşısına merhamet olarak çıkıyorlar. Hayvanlar, ruhumuzun kayıp parçaları olarak karşımızda duruyorlar ve içimizdeki ayrılığın bitmesini bekliyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Evcil Hayvanlarından Ayrılamadıkları için Türkiyede Dönemeyenlere Güzel Haber

Evcil Hayvanlarından Ayrılamadıkları için Türkiye’ye Dönemeyenlere Güzel Haber

Av. Hülya Yalçın Atların Başka Sömürü Alanlarına Gönderilmesini Kabul Etmiyoruzöç

Av. Hülya Yalçın: Atların Başka Sömürü Alanlarına Gönderilmesini Kabul Etmiyoruz