in

Hayvan Hakkı Savunucuları “TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu ile Fikir Ayrılıkları Yaşadık”

Hayvan haklarını savunan sivil toplum örgütleri İstanbul’da gerçekleştirdikleri basın toplantısında, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun 22 Ekim’de Meclis Başkanlığı’yla paylaştığı rapora dair görüşlerini, eleştirilerini ve endişelerini aktardı. Toplantıda hak ihlallerinin en çok yaşandığı hayvancılık endüstrisine dair çarpıcı veriler de paylaşıldı.

Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Hayvan Hakları ve Etiği Derneği ile Yunuslara Özgürlük Platformu, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu‘nun raporunu Meclis Başkanlığı’na sunmasının ardından TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde bir basın toplantısı düzenledi.

Hayvan Hakkı Savunucuları TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu ile Fikir Ayrılıkları Yaşadık 2

Aklınız kedinizde kalmasın: Kedi kısırlaştırma hakkında merak edilen tüm detaylar için ziyaret edin.

Toplantıda yapılan açıklamada, tür ayrımı olmaksızın hayvanların bireyliği, hakları, beden dokunulmazlığı ve şiddetsiz bir ortamda yaşama hakkı üzerinde duran hayvan hakları savunucuları, rapora dair bu yöndeki eleştirileri ve yasama sürecine dair beklenti ve endişelerini hayvan hakları perspektifinden kamuoyuyla paylaştı. Örgütler, alınan olumlu tavsiye kararlarının esnetilmeden yasalaşması için TBMM’ye seslenirken, yaşam hakkından yana olan herkese, hayvan hakları mücadelesinin daha büyük bir ivmeyle devam etmesi için hayvanlara karşı âdil davranma ve mücadeleye destek verme çağrısında bulundu.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi – HAKİM paylaştı: 1 Kasım 2019 Cuma

“Komisyon, hayvanlar konusunda en can alıcı hak ihlâllerinin, sistematik işkencelerin yaşandığı alanlarda suskun kalmayı tercih etmiştir”

 

Komisyon toplantıları süresince savunuculuk çalışmalarının Ankara ayağında yer alan ve komisyon üyesi milletvekilleriyle görüşmeler yapan Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nden Burak Özgüner yaptığı genel değerlendirmede, komisyon raporunda, hayvan hakları örgütlerinin ortak taleplerinin büyük ölçüde yer aldığına dikkat çekti. Özgüner “Sivil toplumun taleplerinin çoğu komisyon raporunda yer bulsa da avcılık, faytonlar, pet shoplar, ‘geleneksel’ diye tanımlanan hayvan dövüşleri, hayvancılık endüstrisi, hayvan deneyleri, pet shoplardaki hayvanlara yönelik zulüm komisyonda görmezden gelinmiştir. Üzülerek belirtmeliyiz ki komisyon, hayvanlar konusunda en can alıcı hak ihlâllerinin, sistematik işkencelerin yaşandığı alanlarda suskun kalmayı tercih etmiştir” diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, hayvanları “hissedebilir bireyler” olarak kabul edilmemesi için direttiğini bildiren Özgüner, “Yeni sistemde kanun teklifleri milletvekilleri tarafından hazırlanıyor. Bürokrasinin yasama süreçlerinden kendisini geri çekmesi gerektiğini hatırlatıyoruz” dedi.

Komisyon Üyeleri ile Fikir Ayrılıkları Yaşadık

Burak Özgüner sözlerine şöyle devam etti;

Komisyon üyeleri ile sivil toplum temsilcileri, komisyon toplantılarında bazı konularda ciddi fikir ayrılıkları yaşamıştır. Bu konuların başında, faytonlarda çalıştırılan atlar gelmektedir. Komisyon, atlı faytonların ulaşım aracı olmaması gerektiğini savunmakta, faytonların sembolik düzeyde, turistik amaçla kullanılmasını önermektedir.

Bir başka fikir ayrılığı yaşadığımız konu ise avcılık olmuştur. Komisyon toplantılarından biliyoruz ki komisyon üyelerinin büyük bir çoğunluğu avcılığa karşı bir tutuma sahip. Ancak komisyon başkanının, avcılığın sınırlandırılması konusundaki görüşlerini basın ile paylaşmasının ardından, avcılar Türkiye genelinde komisyonu ve üyeleri hedef alan açıklamalar yapmış ve avcılar ile silah üreticilerinden oluşan bir heyet, komisyonda üç saat boyunca dinlenmiştir. Daha önceden, hayvan haklarını savunan 47 STK ve oluşum olarak yayınladığımız ortak bildiride de değindiğimiz üzere, avcılığın hayvanlara yönelik bir cinayet eylemi olduğunu ifade ediyoruz. Komisyonda, kendilerini “milis güç” gibi lanse eden avcılar, avcılığı bir popülasyon kontrolü, spor, hobi veya devlet için gelir kapısı olarak görse de bizler, “yasal” ya da “kaçak” gibi sıfatların avcılık, yani can alma konusunda kullanılamayacağını düşünüyoruz. Avcılığın yasal bir düzlemde gerçekleştirildiği bir ortamda, hayvan haklarından da bahsedilemez. Ayrıca yaban hayatın korunması konusunda genel bir tutum benimserken, ülkemizin birçok yerinde ekolojik yıkım getiren, yaban hayvanlarını zorunlu göçe tâbi tutan ve insan-hayvan çatışmasına yol açan enerji, maden alanlarındaki projelerden hiç bahsedilmemesini de kabul edilemez buluyoruz. Komisyonda hayvan hakları değil, maalesef av ve silah endüstrisinin lobisi ağır basmıştır.

 

Özgüner, “Her şeye rağmen komisyon raporundan umutluyuz; yasa teklifi sürecinde de sonuna kadar müdahiliz, yasama sürecinin takipçisiyiz,” diye konuştu.

 

“Kırbaçtan nostalji, ölümlerden kültürel miras olmaz!

Basın toplantısında konuşan Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi’nden Elif Ertürk, “Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi olarak, faytonların atlara olan zararını, zulmü, sömürüyü, ölümleri yıllardır dile getiriyoruz. Türkiye çapında atlı faytonların tamamen yasaklanmasını, emekliye ayrılan atlar için rehabilitasyon merkezleri yapılarak yaşamlarının sonuna kadar güvence altına alınmasını istiyoruz. Denetimler ve fayton sayısının azaltılması gibi önerileri kabul edilir bulmuyoruz,” dedi.

Ertürk sözlerine şöyle devam etti;

“Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu’na uzman görüşü olarak; 

Atların en fazla 7 derecelik eğimde yürütmesinin mümkünümden,  Adalar da bu eğimin %10 dan başlayarak, kimi yerlerde bu eğimin %45 e kadar çıktığı bilimsel bir veri olarak ortaya koyuldu.

Hep söylediğimiz gibi , tek çözümün faytonların tamamının kaldırılması ve emekliye ayrılan atların yaşamları güvence altına alınarak ömürlerinin sonuna kadar yaşayacakları barınakların tesis edilmesi, Adalarının tamamında faytonların tamamen kaldırılması yerine elektrikli araçların getirilmesi yönündedir.”

 

Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim öncesinde Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nun “Söz Veriyorum” beyannamesine faytonların kaldırılması için onay vererek imza attığını hatırlattı ve İmamoğlu’nun sözünü tutmasını istedi.

 

“Esaret endüstrisinin talepleri doğrultusunda özgürlükler esnetilmemeli”

 

Yunuslara Özgürlük Platformu’ndan Öykü Yağcı da, hayvanlı sirklerin ve yunus parklarının tamamen yasaklanmasına ve bu tesislerdeki hayvanların korunmasına dair önlerinde belirsiz bir süreç olduğunu belirterek, yasama aşamasında toplumun her kesiminden ve ilgili tüm sivil oluşumlardan yasama sürecinde TBMM’ye çağrı yapılmasının önemine değindi. Yağcı, “Yunus parkı sahiplerinin katıldıkları Komisyon toplantısında uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuatımızca koruma altındaki yunusların Türkiye sularından özel izinlerle canlı yakalanmalarını istemiş, dünya çapında etkinliği olmadığı kanıtlanan yunusların esaret altında üretimini talep etmişlerdir. Hatta ‘sektörleşmeyi ve faaliyetlerinin yasal zemine oturtulmasını isteyerek’, yaklaşık 15 yıldır sürdürdükleri faaliyetlerinin yasa ve yönetmelik dışı olduğunu kendileri afişe etmişlerdir. Sözde yunusla terapi uygulamalarında da ‘kar amacı güttüklerini’, gelişimsel bozukluğu olan veya engelli bireylere kazanç kapısı olarak baktıklarını beyanlarıyla bir kez daha ortaya koymuşlardır. Hayvanları ve insanları ticari amaçla sömürmeye devam eden yunus parkı sahiplerinin ve hayvanlı sirk işletmecilerinin etik dışı ve yasadışı taleplerinin, asılsız beyanlarının yasama sürecinde dikkate alınmaması gerektiği aşikârdır,” dedi.

 

Aynı zamanda mevcut 10 yunus parkına getirilebilecek ‘hayvan refahı kriterleri ve standartları aracılığıyla’ kafeslerin ve havuzların konforlu olmasını değil, tüm kafeslerin ve havuzların boşaltılması için çabalayacaklarını vurgulayarak “Gelecek nesil hayvanların aynı sömürü biçimlerine maruz bırakılmaması ve yeni kuşaklara çarpık bir hayvan ve doğa sevgisi aşılanmaması için TBMM’nin bu önemli sorumluluğu üstlenmesini bekliyoruz,” dedi.

“Yunus Parklarının Kapatılma Süresi 2 Yıl Olmamalı”

Yunus parklarının kapatılması için süre iki sene olarak belirlenmiştir. Bizler bu sürenin altı ay, en fazla bir sene olması gerektiğini belirtiyoruz. Bu süreçte nasıl bir denetim ve takip uygulaması hayata geçirileceği, yani hayvanların el altından satılıp satılamayacağı, ölenlerin yerine yenilerinin getirilip getirilmeyeceği konusunda büyük muğlaklar vardır. Büyük bir denetimsizlik ve hukuksuzluk ile faaliyetlerine devam eden yunus parkları, önerimiz doğrultusunda altı ay ya da bir sene içerisinde kapatılmalıdır.

“Köpek ile koyunun arasında haklar ve hisler bağlamında fark yoktur”

 

HAKİM’den Fatma Biltekin ise et, yumurta süt ve balık endüstrilerinde istismar edilen hayvanların haklarının, yaptıkları sunumlara ve toplu taleplerine rağmen raporda yer almadığının altını çizdi. Biltekin “Raporda, insan menfaati için kullanılan hayvanların yaşadığı hak ihlalleri ile ilgili, hayvan hakları savunucularının verdikleri bilgiler doğrultusunda bir durum tespiti yapılabilirdi. Hayvan hakları savunucularının, 21. yüzyıl için bir utanç kaynağı olan canlı hayvan ticaretinin yasaklanması önerisine de raporda yer verilebilirdi,” dedi.

 

Biltekin komisyonun hayvanları duygulu varlıklar olarak tanıdığını  ancak arıcılıkta, avcılıkta, yün ve tiftik üretiminde her gün hakları gasp edilen, sistematik işkenceye maruz kalan hayvanların “duygulu varlıklar” değillermiş gibi raporda yer almadığına dikkat çekti. Biltekin, “Oysa köpek ile koyunun, at ile sığırın, muhabbet kuşu ile tavuğun arasında haklar bağlamında da, hisler bağlamında da hiçbir fark yoktur,” dedi.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Altın Portakalda Oyunculardan Rol Çalan Köpüşöç

Altın Portakal’da Oyunculardan Rol Çalan Köpüş

Yol Kenarında Yaralı Tilki Bulundu öç

Yol Kenarında Yaralı Tilki Bulundu