in

HAD: Yaşatan, Yaşama Hakkını Koruyan, Adil ve Uygulanabilir Bir Hayvan Koruma Yasası İstiyoruz

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Hülya Yalçın ile hayvan hakları yasa tasarısından beklentilerini ve taleplerini konuştuk.

Hayvan hakkı yasa tasarısının ortaya çıkan maddeleri hayvan hakkı savunucuları tarafından büyük tepki gördü. Evde hayvan besleme sayısının kısıtlanması, hayvan satışının yasaklanmaması gibi maddeler yasa tasarısı ile ilgili beklentisi olan hayvan hakkı savunucularını hayal kırıklığına uğratmıştı. “Peki hayvan hakları savunularının yasa tasarısından beklentileri neler? Hayvanları gerçekten koruyacak yasada hangi maddeler bulunmalı?” Bu soruları Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Hülya Yalçın‘a sorduk.

Av. Hulya Yalcin

Aklınız kedinizde kalmasın: Kedi kısırlaştırma hakkında merak edilen tüm detaylar için ziyaret edin.

Avukat Hülya Yalçın

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Hülya Yalçın : ”Son günlerin en tartışılan konularından biri malum “Hayvanları Koruma Kanunu” ile ilgili değişiklikleri içeren yasa tasarısı. Yıllar boyu sürmekte olan iyi bir yasa talebi ve bununla ilgili tüm çalışmaların artık tamamlanmak üzere olduğunu düşünüyoruz. Biz hayvanlara “adalet” arayışı ile hukukçulardan oluşan bir derneğiz biliyorsunuz. Hayvan haklarının sahada, sokakta, barınakta, RHM de, yaban hayatında, endüstride, tarımda aklınıza gelebilecek her alanda savunulması çok kolay bir eylem değil. Her başlığın kendi içinde onlarca alt başlığı ve sömürü sebebi var. Bu nedenle bize metni çok açık, suç ve ceza tanımları muğlak olmayan, “hayvan” tanımını yerli yerince doğru ve doğal yapan bir kanun gereklidir.

Taleplerimiz de Gittikçe Netleşti

2004 yılında yürürlüğe giren 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, o günün şartlarında şaşırtıcı bir adımdır işin aslı. Hayvanların böylesine ağır sömürüldüğü bir Dünya’da, insan hakları ve pek çok doğal hakkın gasp edildiği, tartışıldığı bir coğrafyada, “hayvanların haklarından” bahseden bir kanun gerçekten önemli bir adımdı. İlk birkaç sene boyunca kimse kanunu aktif bir şekilde kullanmadı,
kullanmasını bilemedi daha doğrusu. Hem talepçiler, hem uygulamacılar bu kanunun nasıl kullanılacağını zaman içinde öğrendiler. Yani öğrendik. Çünkü yasaya kadar geçen uzun yıllar boyunca, hayvanları korumak isteyenler, polisle, zabıtayla, genel geçer kanunların hiç de hayvanı korumaya yetmeyen hükümleriyle savaşıyordu. Mezarlıklarda, oto yollarda, sokaklarda “zehirli iğne atan tüfeklerin önüne kendisini atan insanlar” vardı yasadan önce. Hepsini saygıyla anıyorum. Onların bu gece gündüz bilmeyen mücadelesiyle bu gün daha iyi bir yasa tartışabilir hale gelebildiğimize inanıyorum.

Son iki yıldır daha da çok gündem bulan ve TBMM içinde özel bir araştırma komisyonu kurularak rapor hazırlanan “hayvan hakları” konusunda elbette taleplerimiz de gittikçe netleşti, kesinleşti. Dikkatle incelersek, hayvan hakları tartışmalarının ağırlıklı olarak “sokaklarda yaşayan hayvanlar, evcil kültüre yakın olmuş, günlük hayatın bir parçası olarak insanla yaşam ortaklığı kurmuş kedi ve köpekler üzerinden” yürüdüğünü görüyoruz. Oysa yunus parkları, hayvanat bahçeleri, hayvanlı sirkler, mezbahalarda yaşanan akıl almaz işkenceler, deney hayvanlarının yaşadıkları, kürk ve endüstri sahalarında hayvanlara yapılanlar, av,
geleneksel törenler ve festival vs. kapsamında her gün yenisi uydurulan sömürüler, hayvan dövüşleri ana başlıklarında olmak üzere, yüzlerce ihlal alanı ve milyonlarca mağdur edilen hayvan var. Yıllar boyu ne zaman “hayvanlara zalimce muamele edenler, esir edenler, tecavüz ve işkence edenler” ciddi bir yaptırımla karşılanmalıdır desek; aylar boyu süren bir tartışma başlatılır; basın bu tartışmanın “köpek düşmanlığı” tarafında yer alır, bir sürü gündem araya girer ve yasa çalışmaları maalesef kadük kalırdı.

6. Maddeye Dokunulmamalıdır

Ancak bu kez TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun 3 aylık aralıksız çalışmalarının sonucunu içeren 132 Sayılı raporu var elimizde. Tamamen bütün beklentileri karşılamıyor olsa da bu güne kadar STK’larla yapılan ortak çalışmalarla oluşturulan en iyi metindir. Biz de eski tartışmaları yeniden deşmek yerine bu rapora paralel olan taleplerimizi yineliyoruz. Hiç değişmeyen ve yasanın belkemiği olarak niteleyebileceğimiz talebimiz mevcut kanunun, yani 5199 Sayılı Kanunun 6. Maddesine kesinlikle menfi yönde dokunulmaması, dolanılmaması, altının
boşaltılmamasıdır. Yani yerel yönetimler sokaklarda yaşamaya çalışan hayvanların, aşılanması, kısırlaştırılması, barınma koşullarının besleme noktalarının oluşturulmasın konularında doğrudan sorumlu kalacaklar, hatta sorumlulukları arttırılacaktır. Bu işlemler esnasında hayvanlara kötü muamele, zor kullanma olmayacaktır.

“Hürriyeti Bağlayıcı Ceza” Şart

Diğer en önemli talebimiz ise hayvanlara canavarca hisle işkence etme, tecavüz öldürme fiillerine hapis yatma sonucu doğurabilecek nitelikte cezalar düzenlenmesidir. Bir süredir basında ve hayvan hakları camiasında tartışılan süreler, alt sınırlar üst sınırlar hep bununla ilgilidir. Nihai olarak bu ihlal faillerinin mutlaka “hürriyeti bağlayıcı ceza” almasıdır talebimiz. Tabi uygulanabilir, ulaşılabilir bir
süreç de olmalı bunun için. Bir diğer konumuz hayvan satışlarının “tamamen” yasaklanması, petshoplarda yasaklayıp merdiven altına yol açan “üretim çiftliklerini” getirerek aslında satışı göz önünden kaldırıp kuytulara çekilmesinin önüne net olarak geçilmesidir. Yunus parklarının derhal kapatılması, yenilerinin açılmaması, hayvanlı sirklere asla izin verilmemesi, hayvanat bahçelerinin de kapatılması önemli taleplerimiz. O kadar çok hayvan hakları ihlali var ki, anlatıp sıraladıkça sanki fazla abartıyormuşuz gibi gelebiliyor insanlara. Çünkü çoğu yasal olan, devlet eliyle yürütülen bazı fiiller de doğrudan hayvan hakkı ve yaşama hakkı ihlalidir. At yarışları gibi, Avcılık faaliyetleri gibi, deney, kürk, endüstriyel faaliyetler (hayvanların objesi olduğu) gibi. Bu nedenle taleplerimiz elbette çok sayıda ve hepsi vazgeçilmez. Hayvanlarla ilgili sorumlulukları olan kurumların çok iyi denetlenmesi ve şikayetten istisna tutulmaması gereği de elbette önemli bir talebimizdir.

Bu kadar geniş bir sahayı kapsayan hayvan haklarının ihlallerine karşı mücadele elbette birkaç gün içinde, bir iki senede çözülemez. Biz Hayvanlara Adalet Derneği (HAD) olarak bu mücadelenin hukuki ve bürokratik ayağı yanında en güçlü temalarından birinin de toplumsal bakış açısının hayvan lehine
iyileştirilmesi ve eğitim çalışmaları olduğunu bilerek bu alanda da çalışmalara başladı. Bizce okul öncesinden üniversitelere kadar her kesimde mutlaka diline, yaşına, eğitimine, sosyo kültürel durumuna uygun olarak herkese hayvan hakları mutlaka anlatılmalıdır. Bu amaçla yaklaşık 4 yıldır Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaptığımız bir tür protokol ile İlimizin 300 den fazla okuluna gittik. Hem
hukukçu, hem hayvan hakları savunucusu olan HAD ekibi bu çalışmalardan gayet olumlu dönüşler aldı. Buradan şunu anlıyoruz ki; hayvanlar için en ideal yasa; onları mazeretsiz olarak sadece var olma hakkına dayanarak koruyan, uygulaması basit, başvuru mercileri net ve zorlaştırılmamış olarak açıklanan bir yasadır. Hayvana yapılan her kötülük, yasada açıkça tanımlanmalı, cezası da bir o kadar açık şekilde belirtilmeli, uygulanacak yol ve yöntem de yine aynı şekilde sıradan vatandaşın kolaylıkla işletebileceği bir sistem şeklinde düzenlenmelidir.

Şu an tartışılmakta olan yasa metninin tamamını henüz Tarım Komisyonuna gelmediği için hiç birimiz bilemiyoruz. Aşağı yukarı tahmin, yetkililerce basına yapılan açıklamalar ve gündemi sürekli vahşetle dolduran ihlal haberleri üzerinden konuşuyoruz. Kısacası “yaşatan, yaşama hakkını koruyan, adil ve uygulanabilir” bir hayvan koruma yasası istiyoruz. Bu çok kolay olmayacak ama biliyoruz. Her defasında küçük adımlar atıyor olsak bile mutlaka hayvanları korumaya devam edeceğiz. Çünkü onlara bunu borçluyuz.”


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

spa kedisi

Kedisiyle Spa Günü Geçiren Kedi Babasının Videoları TikTok’ta Viral Oldu ve 60 Milyondan Fazla İzlendi

Ceviz Otizmden TBMMye Cagri Yunusla Yuzme Terapi Degildir Yasallastirilmamali

Yunuslara Özgürlük Platformu ve Vegan Derneği: Hayvanlar İçin Fazlasını İstiyoruz