in

Ve Ben Artık Bu Şehre Aşığım

İzmir‘den Sivas‘a uzanan bir hikaye. Üniversite okumak için büyük şehirlere gelip daha da geri dönülmemesine alışkınız. Ama tersi şaşırtıyor insanı.. Büşra Sevinç’in hayatı, üniversiteyi okumak için gittiği Sivas’da, sokağa atılan bir köpeği sahiplenmesiyle değişiyor. Çıkmasına ihtimal vermediği bu şehirde, “Sabahımın en güzel günaydını, en huzurlu uykum” dediği köpeğiyle birlikte yaşıyor ve “ben artık bu şehre aşığım” diyor…

Yüzlerce hayvanın türlü bahanelerle sokağa atıldı ülkemizde bazen öyle hikayeler okuyoruz ki “iyi ki güzel kalpli insanlar var” diyoruz. Bu hikayelerden biri Büşra Sevinç ve can dostu Golf’ ün hikayesi. Golf bir heves ile alınıp sokağa atılan canlardan yalnızca bir tanesi.  Şu an insanı Büşra Sevinç ile çok mutlu. Ancak bu mutluluk öyle kolay kazanılmadı. Büşra Sevinç en büyük şansım diye tanımladığı can dostu Golf ile etkileyici tanışma hikayesini ajanimo.com için kaleme aldı.

kopek-1

Aklınız kedinizde kalmasın: Kedi kısırlaştırma hakkında merak edilen tüm detaylar için ziyaret edin.

İşte o muhteşem kavuşma hikayesi:

Merhabalar.

Bizim hikayemiz İzmir‘den Sivas‘a uzanan bir hikaye. Ve başrolünde bir can dostu… Lise bittikten uzun bir ara sonra büyük bir karar değişikliğiyle üniversite okumaya karar verdim. Birçok şehir ve ülke görmüş olmama rağmen özellikle Türkiye‘de görmediğim sayılı şehirlerden biri olmasına rağmen tercih listemin sonunda Sivas yer alıyordu. Uçuk bir liste yapmamış olmamdan dolayı çıkmasına ihtimal vermediğim bir şehir. Sivas… Sonuç ekranında karşıma çıkan ve gidip gitmeme konusunda kararsızlıklarla dolu bir ”gitme” kararı… Hiç tanımadığım bu şehre geldiğimde şansım güzel gitti. Güzel insanlar tanıdım. Güzel bir ailem oldu. Tatlı mı tatlı bir kafe ve içinde hayvansever insanlarla başladı maceramız.

kopek-2

İzmir’de ki evimde sayısız hayvan besledim misafir ettim iyileştirdim, sağlık personeli olan annem çocukluğumda çok çekti benden. Bulduğum her yaralı hayvanı tutup hastaneye götürüyordum. Sağ olsunlar, beni her anımda sabırla karşılayıp yardım eden bir ailem vardı. Gel gör ki Sivas’ta sokakta gördüğüm hayvanları beslemek ve onları orada bırakmanın hüznüyle eve döndüm hep. Çünkü kaldığım öğrenci apartı hayvan beslenmesine müsaade etmiyordu. Eşin dostun kedisi köpüşüyle, sokak hayvanlarıyla gideriyordum işte özlemimi. Bahsi geçen tatlı kafenin sahibi Sibel ablam kendi can dostu bir yana bütün dostlara yardım etmeye çalışan dünya iyisi bir kadın.

kopek-3

Bir gün sabahın erken saatlerinde telefonum çaldı. ”Büşra bir tane köpek buldum çok kötü durumda ne yapacağız?” diyor Sibel ablam. ”geliyorum” dedim.  Bu diyalog ömrümde belki onlarca kez tekrarlanmış bir diyalog. Elimizden geleni yapıp baktığımız iyileştirdiğimiz sahiplendirdiğimiz canların hayatının başlangıç diyaloğu. Ama bu sefer farklıydı, farklı bir his kapladı içimi. Normalde kafe mesafesi genelde üşendiğim bir mesafe ve malum Sivas soğuğu… Ama o an umrumda olmadı ne soğuk ne mesafe. Ben hazırlanırken fotoğraflarını gönderdi. Perişan bir halde…  Ama artık Sibel ablamın yanında. O yüzden tedirgin değilim ama üzgünüm. Bir yandan da aşırı sevinçliyim. Garipti. Çıktım evden, burada otobüs olayı biraz sıkıntılıdır. Hele hafta sonu, baya bekleyebiliyorsunuz otobüsü. Koşa koşa gidiyorum durağa doğru, durak görüş açıma girdiğinde otobüs kalkış yapıyordu. Bir bağırış biraz daha koşma ile şoför amcayı durdurmayı başardım. Gülüyordu bana ”kızım o kadar zorlamasaydın kendini gördüm ben seni beklerdim”.  Sağ ol, var ol amca ama bu önemliydi, oraya en kısa sürede varmalıydım.

kopek-4

Otobüse oturup nefes alışımı düzelttikten sonra fotoğraflarını dikkatle incelemeye başladım. Bilinen bir cinsin kırması gibi duruyordu. Aklımdan geçen şeylerden biri ise birinin onu cins diye alıp beklediği gibi olmayınca sokağa atmasıydı. Ya da belki evden kaçmıştır? Ama mümkün değildi, kötü durumdaydı ve bu kötü durum birkaç günün kötülüğü değildi. Bu düşüncelerle indim otobüsten tekrar koştur koştur kafeye gittim. Sibel ablam onu güvene almış yedirmiş içirmiş mayıştırmıştı 🙂 Yanına vardığımda gözlerim öyle bir doldu ki kendime gelmekte zorlandım. Oturuyordu… Yaklaştım yanına dönüp bana baktı ve yüzümü yaklaştırdığımda o ilk ve en güzel başlangıcı yaparak yüzümü yaladı. Dokundum hala ıslaktı, Sibel ablam deli gibi yağan bir yağmurun altından almıştı çünkü…  Ablam anlatmaya başladıkça içimde fırtınalar kopuyor. Yağmurun altında sığınacak bir yer bulamamış yürüyormuş öylece. Gözlerine bakıyorum o sırada, bu kadar dolu dolu bakamaz hiç bir varlık, bu kadar anlamlı. Tüylerine dokunuyorum hala, tüy demeye bin şahit lazım. Birbirine karışmış sem sert ve rengi değişmiş ama yine de dünyanın en güzel tüyleri. Gözleri çapaklı ve sağlıksız. Hissettim o an, belki yaşadıklarını kaleme alamam ama yaşadıklarının yaşattığı hissi korkuyu çaresizliği yüreğimin en dibinde hissettim. Tüm bu zor durumuna kötü haline rağmen öyle bir duruşu vardı ki… Başı dimdik! O gururlu duruşu beni daha çok etkiledi. Sibel ablam telaşlı konuşmasına devam ediyor, bakımını yaptırıp sahiplendirene kadar bakalım diyor. İçim gidiyor ama imkanım yok.

kopek-5

Bir dahaki sene kendi evime çıkacaktım ama şimdi? Şimdi olmalıydı işte o ev… Olmalıydı ve bu can benimle yaşamalıydı! O an için ”büyük hayallerimle” hak verdim ablama. Sahibi de varsa eğer o süreçte çıkar ortaya diye düşündük. Ama açıkçası sahibi varsa bile çok geçerli bir sebebi olmadığı sürece bir daha ona vermeme konusunda kararlıydık. Çünkü hiçbirimizin bir canlıyı ev ortamına alıştırıp sonra bu hale gelmesine sebep olmaya hakkımız yoktu. Bunu kabul edemezdik. Saatlerce oturdum yanında. Bunu kimselere anlatamam açıklayamam ama öyle bir bağ oluştu ki aramızda, her saniye artıyordu. Bana bakışları derindi. Her şey bir kenara, o bambaşka bir şeydi. Hissediyordum ya, acı çekmişti. Bunu düşünmek canımı yakıyordu. Bir kahve daha… Yıkamamız gerektiğini düşündük, o an hayvanları çok sevdiğini bildiğim arkadaşım Öznur’u aradım, evini açacağını biliyordum.  Bindirdim taksiye yıkanmak için arkadaşıma doğru yol aldık. Taksici abi tüylerinin kokusundan ve yüksek ihtimalle bağırsaklarını üşüttüğünden dolayı ara ara çıkardığı kokulardan rahatsız olsa da sağ olsun idare etti bizi eve kadar. Öznur’la birlikte duşa kabine soktuk. Masum masum tepki vermeden sıcak suya bıraktı kendini. Yıkadık bir güzel kuruttuk oynadık sevdik… Ama artık kafeye dönmemiz gerekiyordu, belki şimdiden yeni bir sahibi çıkmıştı. Korkuyordum. Gittik.

kopek-6

Sibel ablam birkaç kişiyi aramaya başlamıştı. Konuşuyoruz işte, vereceğimiz kişiye dikkatli seçmemiz lazım falan fasılları. Konuşuyorum ama sahip çıkmasın diye dua ediyorum. Bir yandan da bencilliği bir kenara bırakıp dünyanın en iyi insanı sahiplensin diye düşünüyorum. Ama malum yaşı var biraz, rengi siyah eh bir de sokaktan alınmış kırma bir köpek. Talep yağmadı tabi. Hayvan beslememenin gerektirdiği sorumluğun fazlasıyla bilincinde olduğumdan atlamadım tabi ilk andan anlık heyecanla. Akşamüstü olmuştu. Artık her şeyi düşünmüş ve göze almıştım. Biranda ablama ”abla ben bunu kimseye veremem” dedim dolu gözlerle. Bana baktı, gülümsedi… ”Ne yapıyoruz o zaman ?” dedi. Canım ablam… Bana destek çıkacağına emindim zaten. Yakın bir arkadaşım tepki gösterdi. Nasıl bakacaksın ne yapacaksın kolay bir şey değil başına dert alıyorsun diyerek beni baya üzsede kararlıydım. Bahsettiklerinde haklı olduğu tek bir nokta vardı: ”ya sahibi varsa ve sen bağlandığında ortaya çıkarsa. Mecburen vereceksin!” Ama artık işin bu kısmı göze alabileceğim bir şeydi. Bırakamazdım onu. Evi müsait olan bir kız arkadaşımız ile görüştük. Bir süre bizi misafir edip edemeyeceğini sorduk. Sağ olsun sonuna kadar açtı bize kapılarını. İlk önce belli başlı veteriner kontrolleri ve bakımını yaptırmamız gerekiyordu. Kendi sağlığı ve gideceğimiz evde var olan diğer köpüşün sağlığı için. Tıraşından sonra ortaya o kadar çirkin ama bir o kadar güzel bir şey çıktı ki tekrar tekrar aşık oldum o çirkinliğe.

kopek-7

Evine gittiğimiz arkadaşımızın köpeği evi ve evdekileri baya sahiplendiği için bizimkine biraz zorluk çıkardı. Evin en köşesinde küçük odayı tertemiz yaptık bize evini açan arkadaş ile. Orası bir süreliğine bizimdi. İkimizindi… Kendime ait çok güzel bir dairem olmasına rağmen oraya gidemiyorduk ve onu biraz kısıtlı yaşatmaya çalışıyordum ama geçecekti bu günler. Yeni ev bakmaya başladım. 10-15 gün o arkadaşımızda çok güzel ağırlanmamıza rağmen evin düzeni bozulmuş ve ev sahibi köpüş tepkisini korumaya devam ettiği için iki tarafta zorlanıyordu. Sonra evinde yıkadığım arkadaşımı aradım, o da evini açtı bize seve seve. Yine küçük bir oda Binlerce kez teşekkürler arkadaşlarıma, ellerinden geleni yaptılar. Ben sadece daha iyi koşullarda yaşamasını istiyordum.

kopek-8

Ev olayını hızlandırmaya çalışıyordum. Tesadüf bu ya o an kaldığımız evdeki arkadaşımın ev arkadaşları ayrılıyorlarmış evden. Ve onunda aklında kesin birileri yokmuş. Ev güzeldi, yeri de uygundu. Hemen talip oldum. Zaten tanışıyor olduğumuz arkadaşım kabul etti ve ailemle görüştüm onlarında onayını alınca kesin olarak bu eve yerleşecektim. Yalnız diğer odadaki kişilerin çıkması 1 ayı bulacakmış. Küçük oda maceramız biraz daha devam etti oğlumla. Tüm zorluklara rağmen sabırla birbirimizi seviyorduk biz. Düzelecekti koşullar. Ve okul dönemi bitti. Ve koca yaz tatili beni bekliyordu. 25 yıl düşünsem bir yazımı üniversite okuduğum yerde geçireceğim aklıma gelmezdi. Ama tercih yapmak zorundaydım eğer gidersem burada düzeni kuramayacaktım ve bir dahaki seneye kalacaktı. O sürece kadar karşıma neler çıkacağını neler yaşayacağımızı bilmiyordum. En doğrusu bir yazımı harcamak ve oğlumla yaşamak istediğim düzeni kurmaktı. İş bakındım birkaç iş değiştirdim. Ailemin maddi manevi desteği hiçbir zaman eksik olmadı ama benim bir şeyler yapmam lazımdı. Zor iş yerlerinde çalıştım ama eve geldiğimde beni karşılayan o kapkara dünya güzeli var ya…

kopek-9

Her şey geçip gidiyordu. Yavaş yavaş evin gidecek şahısları gitmeye başladı ve biz artık şuan ki cennetimize, odamıza kurulmaya başladık. Koooocaman bir oda Çalışarak çabalayarak çok güzel bir oda bir ev yarattık kendimize. Ve ben artık bu şehre aşığım. Her sabah dışarıya çıkıyoruz, bakkal amcayla selamlaşıp yeşilliğe gidiyoruz. Bir iki kedi, motor havlamasından sonra ağaçlarla ilgileniyor. Dönüyoruz eve suyunu koyuyorum yemeğini veriyorum. Yiyor içiyor uyuyor.. Arada akvaryumumu izliyor ve ben neredeysem orada ayaklarımın önüne yatıyor. Sabahımın en güzel günaydını o benim şimdi. En huzurlu uykum.

kopek-10

Evet kolay bir şey değil hayvan sahiplenme. Ama güzel bir düzen ve sorumluluğun farkında olmak ortada hiçbir zorluk bırakmıyor. Geriye sadece tadını çıkarmak kalıyor. Büyük bir sorumluluk aldım ve üstesinden geldim. Geldik! İyi ki o gün içimden gelen sese kulak vermişim. Ailemle de tanıştı hepsi çok sevdiler. O artık bizim ”can dostumuz”. O artık benim her şeyim! O artık bizim evin biricik “Golf’ü”.

kopek-11

kopek-12

kopek-13

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

canta on

Gelirleri Sokak Hayvanlarına Bağışlanan İlginç Çanta Tasarımları

DAĞ KEÇİSİ Ö.Ç

Avlanması Yasak Dağ Keçisini Avlayan 3 Kişi Suçüstü Yakalandı