in

COVID-19 Günümüz İnsanının Zor Sınavı Mı?

İnsanlık, tarih boyunca pek çok salgın hastalıkla karşı karşıya kaldı ve sayısız kayıplar verdi. Günümüz insanı ise ilk kez bu denli hızla yayılabilen bir Pandemi ile karşı karşıya kaldığı için hazırlıksız ve şaşkın…

Henüz koruyucu tedavisinin (aşı) bulunamadığı, kesin tedavisinin de netleşmediği bu hastalıktan en az kayıpla kurtulmak için sıradan insan olarak yapabileceğimiz tek şey, bu hastalıkla nasıl mücadele edeceğimizi öğrenmek. Varlığını kabul etmek ve tanımak.

 PANDEMİ NEDİR?

Pandemi latince bir sözcüktür ve tüm anlamına gelen pan ile insanlar anlamına gelen demos kelimelerinden türetilmiştir. Yani bir hastalığın pandemi sayılabilmesi için;

  • İnsan nüfusunun daha önce karşılaşmadığı bir hastalığın ortaya çıkmış olması
  • Hastalığa sebep olan etkenin insanlara bulaşması ve tehlikeli bir hastalığa yola açması
  • Hastalığa sebep olan etkenin insanlar arasında kolayca ve devamlı olarak yayılması gerekmektedir.

Tarihte Karaveba, Kolera, Grip (İspanyol gribi, Hong Hong Gribi, Domuz Gribi) ve Tifo gibi bir kısmı pandemiye dönüşmüş salgın hastalıklar görülmüş, yaşanmış ve çok sayıda insanın ölümüne sebep olmuşlarıdır.

COVID-19’UN NASIL ORTAYA ÇIKTIĞI DEĞİL BİZİM NASIL KORUNACAĞIMIZ ÖNEMLİ

Halihazırda COVID-19 dışında devam eden pandemiler de var. AIDS onlardan biri.  Ortaya çıktığı günden bugüne onlarca milyon insan AIDS yani HIV virüsünden öldü ve ölmeye de devam etmekte. Ancak böylesi bir virüs dahi bugün COVID-19 kadar tehlike arz etmiyor. Çünkü HIV’in hangi yollarla nasıl bulaştığını biliyoruz. Bir hastalıktan korunmanın yolu, o hastalığı tehlikeli yapan etkenin hangi sisteme ne şekilde ve şiddette hasar verdiği ve bulaşma yolunun nasıl olduğunu bilmekten geçer.  Aylardır, virüsün ne zaman, hangi hayvandan, ne şekilde insana bulaştığı hatta kimi çevrelerce bunun laboratuvarda üretilmiş biyolojik silah olup olmadığı üzerine oldukça gereksiz, yani biz sıradan halkın içinde bulunduğu durum açısından bakıldığında faydasız bir tartışma sürüp gidiyor.

Oysa bugün biz sıradan halkın önceliği bu hastalığa nasıl yakalanmayacağımız, yakalandık ise bu konuda ne yapmamız gerektiğini bilmek. Bırakalım bilim çevreleri bu detayları çalışsınlar ve buldukları bilimsel gerçeklere dayanarak bize önerilen yöntemler sayesinde bu pandemiden insanlığı en az kayıp ile kurtarabilsinler.

VÜCUDUMUZUN YENİ DÜŞMANINI TANIYOR MUYUZ? KİM BU COVID-19?

Öncelikle şu bilgiyi hatırlayalım. İnsanlarda bulaşıcı veya bulaşıcı olamayan hastalık yapan etkenler; bakteri, virüs, mantar, parazit gibi gözle görülebilen ve görülmeyen organizmalardır. Enfeksiyöz hastalık etkenlerinden olan virüsler diğer üç gruptan farklı bir mekanizma ile yaşamlarını sürdürürler. Burada bilinmesi gereken en önemli özellik virüs denen canlının üreme şeklidir. Sıradan bir hücrenin dahi tüm özelliklerini taşımayan neredeyse yarı canlı mikroorganizmalar olan virüsler, kendi kendilerine bölünerek üreme yeteneğine sahip değiller. Virüslerin varlıklarını sürdürebilmeleri için ve üreyebilmeleri için muhakkak canlı bir organizmaya  ihtiyaçları var. Çünkü virüsler ancak bulaştıkları canlının kendi hücrelerine genetik materyallerini aktarıp o hücrenin genetik kodunu, kendi genetik kodu ile değiştirip onun bir virüs gibi davranmasına yol açarak varlıklarını devam ettirirler. İşte tamda bu sebepledir ki; virutik hastalıklara karşı çok az sayıda antiviral ajan bulunur. Medikal tedaviden çok koruyucu tedavi olan aşı çalışmaları yapılır. Çünkü virüs vücuda girip canlının kendi dokularının hücre yapısını değiştirdikten sonra o hücreleri öldürmek canlının kendi hücrelerin yok etmekle mümkün olur ki bu da zaten canlıyı öldürmek demektir. Bu sebepledir ki, virüs salgınları ile mücadele hele bu virüs yeni tip bir virüs ise yayılım kontrol edilmedikçe oldukça zor ve uzun bir süreç alır.

COVID-19 aslında uzun yıllardır insan, kedi, köpek, at hatta yarasa gibi pek çok memeli hayvanda var olan ve çeşitli seviyelerde solunum ve sindirim sistemi hastalıklarına yol açan CORONA VİRUS ailesinin bizim daha önce bilmediğimiz veya tanışmadığımız veya bir şekilde mutasyona uğramış yeni bir varyantıdır.

Coronavirus bir RNA virüsüdür yani DNA’sı yoktur. Genetik metaryali olan RNA’sını, bulaştığı konağın ilgili hücrelerine aktararak hastalık yapar. Bildiğimiz en ünlü Corona virüsleri geçtiğimiz yıllarda Pandemik hale gelmeden tespit edilip yok edilen (Öyle olmasını umuyoruz) SARS ve MERS virüsleridir. Yani COVID-19, Sars ve Mers virüslerinin kuzenidir diyebiliriz. Virüs ailelerinin bir özelliği de -grip virüsünden de hepimizin bildiği üzere- hastalık yayıldığı esnada kendisinin de mutasyona uğrayabilmesidir. Şart ve duruma göre virüsün genetik kodu yani dizlimi (karakterini belirleyen genleri proteinlerden, proteinler aminoasitlerden, amino asitlerde, nükleik asit denilen protein moleküllerinin çeşitli sayı ve dizilimlerle oluşturdukları bir zincirden oluşur)  yayıldığı süre içinde değişiklik yapabilmektedir. Virüs varlığını sürdürmek için tanınmamaya çalışmaktadır.  Grip aşısının yeterince ve tümüyle çalışmadığı yönündeki söylentilerin asıl sebebi de budur. Gribe sebep olan INFLUENZA virüsü her sene kendini tanınmaz hale getirmek için bir parça mutasyona uğradığından, virüsün tanınan genetik kodlarına göre hazırlanan aşı, bir önceki yıla göre daha az koruyucu etki gösterir.  Tabi burada unutmayalım ki grip virüsü de hasta ve yaşlı kimselerde öldürücü olabilmekte. Hastalık yaptığı organların üst solunum yollarında olması sebebi ile bulaşma hızı, COVID-19 ile karşılaştırılamayacak düzeyde hafif seyretmektedir.

ÇOK HIZLI VE İSTİLACI

COVID-19’a dönecek olursak, henüz onun hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Onun hakkında bildiğimiz, en önemli bilgi çok hızlı bir şekilde yayılabiliyor yani bulaşabiliyor. Başlangıçtaki verilere bakar isek hastalığa yakalanan kişilerin ölüm yüzdesi %1-3.4 iken bunun bazı ülkelerde neredeyse %9’lara yükseldiği. Sars ve Mers’te ölüm oranları %30-40’larda iken ölüm oranı onlara görece daha düşük olan COVID-19 neden bu kadar önemseniyor veya nasıl hayatı durma noktasına getiriyor?

Çünkü bu virüs çok kolay ve hızla yayılıyor. Bulaştığı kişide hastalığı 2-14 gün arasında oluşturabiliyor. Yani kişi kendisinin virüsü kaptığını anlamadan 14 güne kadar karşılaştığı herkese bulaştırma kapasitesine sahip. Tabi onun bulaştırdığı diğer kişilerinde bulaştırdıklarını hesap etmek gerek. Dahası virüs bulaştığı kişide sıradan ve basit solunum yolu enfeksiyonuna değil, zatürre belirtilerine varan solunum yetmezliğine sebep oluyor. Bu kişiler hastaneye başvurmadan, yoğun bakıma alınmadan, hatta entübe edilmeden (yani soluk borularına boyundan delik açılıp entubasyon tüpü takılmadan) nefes alamıyorlar. Nefes alınmadan da yaşamak mümkün değil.

Epidemiyolojik çalışmalar gösteriyor ki, COVID-19 sebebi ile 1 kişi öldüğünde bunun manası 14 gün önce bu kişi ve etrafında virüsü taşıyan 100 kişi vardı. Bu kişilerin %80’i hastalığı belirtisiz geçirse bile bulaştırmaya devam edebiliyorlar. Kalan %20’nin bir kısmı hastalığı kendi bağışıklık sistemi ile atlatırken bir kısmı ise hastanelik oluyor ve ölüm oranı da maalesef hastanelerin bu kadar çok hastaya verebildikleri hizmetin sınırlı kalması ile artıyor ve artacak.

BU HASTALIKTAN NASIL KORUNACAĞIZ?

COVID-19 virüsü zarflı bir yapıya sahip, yani hücre zarı olmayan bu mikro organizma bir zarf içinde yaşıyor. Bu zarfın dış yüzeyi bir yağ tabakası ile kaplı. Virüs pek çok solunum sistemi virüsleri gibi hasta kişinin aksırık, öksürük ve hapşuruğu ile bulaşabiliyor. Ayrıca son çalışmalar öksürmeye gerek kalmadan konuşma esnasında ağızdan çıkan nefesle dahi bir miktar virüsün havada asılı kalabildiğini gösteriyor. Burada önemli detay ise etrafa saçılan bu mikroorganizmanın hangi maddelerde ne kadar canlılığını koruyabildiği. Araştırmalar virüsün;

  • Havada 3 saate kadar
  • Bakır üzerinde 4 saate kadar
  • Karton üzerinde 24 saate kadar
  • Plastik ve paslanmaz çelik üzerinde 2-3 güne kadar kaldığı tespit edildi.

Yani virüsü size bulaşması için illa virüs saçan birine rastlamanız gerekmiyor. Onun bulaşık öksürük damlacıklarının olduğu yüzeylere temas etmeniz de hastalığa yakalanmanıza neden olabiliyor. Aşı bulunana kadar yapmamız gereken koruyucu tedbirler harfiyen uymak

  • Virüsün yağlı dış tabakasını çözmek için olur da elimize bulaştı ihtimaline karşı sabunlu su ile elleri en az 20 saniye yıkayacağız
  • Eşyalarımızı sıcak su ve deterjanla yıkayacağız veya sterilizasyon bölümü varsa makinelerimizde su israfına karşı o bölümü kullanacağız.
  • Sık kullanılan ortak mekanlarda lavabo muslukları, kapı kolları, merdiven tırabzanlarını her gün dezenfekte edeceğiz. Eğer dezenfektanımız yok ise %1 çamaşır suyu kullanılabilir.
  • Hastalık belirli bir düz seyir kazanana kadar mümkün olduğunca EVDE KAL önerisine riayet edeceğiz.
  • Bir süre tüm seyahat ve ziyaretlerim iptal edeceğiz.
  • Mecburi durumlarda sosyal mesafe 1.5 metre kuralına uyacağız
  • Öksürüp aksırırken ağzımızı bir mendil ile veya dirseğimizin içi ile kapatacağız ki virüslü damlacıklar etrafa yayılmasın
  • Kendimizi iyi hissetmiyorsak kesinlikle bu durumu ailemiz ve çalışma arkadaşlarımıza bildirip 14 gün izole olacağız ve kötüleşir isek hastaneyi arayacağız. Yani 14 GÜN STRATEJİSİ uygulayacağız.
  • Son olarak yapılan tüm çalışmalar gösterdi ki bu virüs kedi, köpek, at gibi evcil hayvanlarımıza bulaşmıyor. Ancak hasta isek onlardan da uzak durmamız öneriliyor. Zira bu virüs bize nasıl geldi bilmiyorsak buradan nereye gider veya yok olur henüz bilgi sahibi değiliz

Sonuç olarak bilmediğimizi kabul edelim, kendi kişisel fikirlerimizi kendimize saklayalım, gelişmeleri takip edelim ve kurallara lütfen uyalım.

VİRÜSTEN KORUNMAK İÇİN EN ÖNEMLİ SİLAHIMIZ AŞI

Virüsten korunmak için en önemli silahımız aşı. Henüz üretilemedi. Yeni bir viral etkene karşı aşı üretimi güvenilirlik çalışmaları nedeniyle nerede ise 12 ayı alan bir süredir. Tabi bu arada virüsün mutasyona uğrama ihtimalini de gözden kaçırmamak gerekir. Hali hazırda yapılan, immun serum tedavileri ve bir takım antiparaziter ve antibiyotik tedavilerinin ne yazık ki tamamı deneysel aşamadadır. Aşı mevzusunu da biraz açmak gerekirse; aşı virüsün  hastalık yapan komponantlerinden oluşturulan canlı veya genellikle cansız virüs modelleridir Hastalık yapamayacak düzeyde virüse  benzer bir modelin hasta olmayan kişiye verilerek, kişinin kendi bağışıklık sisteminin bu modeli tanıyıp hafızaya alması ve virüsle karşılaşıldığında virüsün canlı hücrelerine kendisini kodlamasına izin vermeden yani çoğalmasına izin vermeden yok edilmesidir. Unutmamalı ki bu tür viral enfeksiyonlardan aşılama yöntemi ile dahi %100 korunma hemen hemen mümkün değildir.

Sonuç olarak fazlaca kafamızı bulandırmadan elimizdeki verileri sıralarsak:

  • COVID-19 bir pandemi ve bugüne değin hiç karşılaşmadığımız ölçüde kolay ve dolayısı ile çabuk yayılıyor.
  • Bulaştığı kişilerin önemli bir kısmında belirtisiz geçse dahi bulaşmaya devam ediyor.
  • Bulaştığı kişi sayısı arttıkça belki mutasyona da uğruyor
  • Bulaşıp hastalık yapma kapasitesi yüksek olan kişileri yoğun bakıma ve entubasyona muhtaç ediyor ve dolayısı ile ölüm oranı yükseldiği gibi sağlık personelinin ve sağlık sisteminin iyileşme yüzdesi yüksek kişilere dahi hizmet vermesi imkansız oluyor.
  • Sadece hasta kişilerden değil, havadan ve üstünde varlığını sürdürdüğü maddelerden elimize ve yüzümüze bulaşıyor
  • COVID-19 bulaşmış kişi kendisi belirti göstermese dahi ortalama 3-4 kişiye bulaştırabiliyor.
  • COVID-19 bulaşmış kişide hastalığın belirti göstermesi ortalama 2-14 gün sürüyor
  • COVID-19 virüsünün etrafı yağ tabakası ile kaplı
  • COVID-19 ile ilgili daha pek çok henüz bilmediğimiz bilgi olabilir.

O halde sorumlu ve bilinçli bireyler olarak incelikle korunma yöntemlerini uygulayacağız ama daha önemlisi etrafımızdaki konuya hassasiyet göstermeyen kişileri ısrarla bilgilendireceğiz.

SAĞLIKLA ve SAĞLICAKLA KALIN

Ayşe Yetiş

At Veteriner Hekimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Korona Günlerinde Köpek Hırsızlığı Önce Sevdi Sonra Çaldı…

Korona Günlerinde Köpek Hırsızlığı! Önce Sevdi Sonra Çaldı…

günlerce işkenceya maruz kalan kedi kurtarıldı

Günlerce İşkenceye Maruz Kalan Kedi Kurtarıldı!