in

Av. Hülya Yalçın: “Toplum Kendi Sorumluluğunu Örtmek için Her Yalana İnanıyor”

Hayvanlara Adalet Derneği Hukukçusu Avukat Hülya Yalçın, son günlerde ülkemizde yaşanan hayvana şiddet olaylarını ve faytonların kaldırılmasını ajanimo.com’a değerlendirdi.

Türkiye geçtiğimiz hafta, Sapanca’da bacakları kesilen yavru köpeğin ölümü ile sarsıldı. Bu olay aslında ülkemizde yaşanan hayvana şiddet olaylarından sadece biriydi. Ancak medyanın olaya ilgi göstermesi ve siyasilerin olaya dahil olmasıyla Türkiye’nin gündemine oturdu. Yetkililer göre bu hayvanın ölümün sorumlusu bölgede çalışma yapan iş makinesinin operatörüydü. Hayvana tecavüz, şiddet ve hayvan cinayetleri ülkemizde para cezası ile sonuçlanırken bu olayda kepçe operatörü hemen kamuoyuna suçlu ilan edilip tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sapanca’da Köpeğin Ölümüne Neden Olduğu İddia Edilen Operatör Adliyede

Geçtiğimiz pazar 16 yıldır iktidar olan AKP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve mevcut Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan Yenikapı mitinginde faytonları kaldıracaklarını “müjdeledi.” Cumhurbaşkanı’nın hemen ardından İBB Kınalıada’da başlanarak adalarda faytonların yerini elektrikli araçların alacağını açıkladı.

Adalarda Atlı Faytonlar Kaldırılıyor Mu?

Hayvanlara Adalet Derneği Kurucu Başkanı ve Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Kurulu Üyesi Avukat Hülya Yalçın, son günlerde hayvan hakları konusunda yaşanan gelişmeleri ajanimo.com’a değerlendirdi.

35646194 10160045539368682 5141871702162014208 n

Aklınız kedinizde kalmasın: Kedi kısırlaştırma hakkında merak edilen tüm detaylar için ziyaret edin.

“Son  bir haftadır Sakarya’da  küçücük kara gözlü bir köpeğin işkenceyle kesilerek acılar içinde ölüme gidişi sürecini yaşıyoruz ülke olarak.  Bu masum hayvanın (ki tüm hayvanlar masumdur) tarifi imkansız acılar çektiğini bilmek bile insan olarak içimizdeki her şeyi yerle bir ediyorken sonrasında yaşananlar daha da ağır geliyor hepimize.

‘İş Makinesi İddiası Yersiz’

Uzman veteriner hekimin  “bu kesiler insan eli ürünü” raporuna rağmen  yaygınlaştırılmaya çalışılan “iş makinası kazası ile ölüme sebebiyet” iddialarını çok yersiz ve haksız buluyoruz açıkçası. Yasal sistem bir insanın bu kadar barbar, merhametsiz ve sadist olabileceği ihtimalini daima görmezden geliyor.  Olayın geçtiği yerdeki  “aman adımız böyle anılmasın” hassasiyeti de trajikomik.  Bir kentin adını korumak için,  içinde yaşanan çirkinlikleri örtbas etmek değil, “temizlemek” şarttır. 

Biz hukukçular olarak  bu korkunç cinayetin bir kepçe operatörüne yıkılarak olayın üstünün kapatılmaya çalışıldığını düşünüyoruz açıkçası. Her ne kadar sosyal medya “katil yakalandı” diye seviniyorsa da gerçek katil ve diğerleri eminiz kıs kıs gülüyor bir yerlerde.

‘Bütün Kötülükleri Yapan Tür: İnsan’

Hukukta, ceza   bölümünde çok güzel bir söz vardır; “suçu toplum hazırlar ve birey işler”. Tam da bu nedenle toplum kendi sorumluluğunun üstünü örtmek için her yolu deniyor, her yalana inanıyor.  Zaten tamamı insan tarafından yapılan her türlü kötülük ve rezalete “bunu yapan insan olamaz” diye tepki verilmesi de bunu gösteriyor. Oysa bütün kötülükleri yapan tür insan. Tartışılmaz bile.

‘Ceza Geliyor Konuşmaları Bizleri Umutlandırmamak Bir Yana Endişeye Sevk Ediyor’

Bu kara gözlü küçük yavru, ölümüyle hayvan hakları hareketine “ağır ve acılı” da olsa bir ivme kazandırdı.  İlk kez en üst düzeyden başlayarak tüm yetkililer  hayvan haklarından bahsetmeye başladı.  Ama ne yazık ki yine aylardır karşı durduğumuz uygulanabilirliği olmayan kanun tasarıları üzerinden konuşuluyor. “ceza geliyor” cümlesiyle başlayan kanun konuşmaları bizleri umutlandırmamak bir yana endişeye sevk ediyor.  

Daha açık anlatmak gerekirse istediğimiz şu; Hayvanlara  yapılan kötü muameleler yasa metninde net ve tek tek belirtilecek, yoruma mahal bırakmayacak. Bu tanımlar tüm hayvanlar için geçerli olacak ve sahipli sahipsiz ayrımı olmayacak.  Tanımlardaki suçların kovuşturulması için adli ve idari birimlerin görev tanımları hızla yenilenecek, ihbar yapıldığı anda araştırmaya başlanacak.  Şu an biz dernekler ajan gibi çalışmak zorundayız ve buna rağmen ulaştığımız bilgiler yetkilileri  harekete geçirmiyor. Çünkü tanımlar ve müeyyideler net değil.

Daha açıkcası  mesela ben bir köpeğe işkence  yapıldığını gördüğüm anda polisi arayabilmeli, bu fiil suç olarak tanımlandığı için hemen müdahale edileceğinden emin olmalıyım.  Tabi olaya fiilen müdahale de edebiliriz o ayrı. Polis akabinde tutanakla savcılığa göndereceği evrakla yasal süreci en sağlam şekilde başlatabilmeli.  Savcılık ve Mahkeme de yasada açıkca korkusuzca tanımlanmış bu konularda her türlü bilgi, belge ve tanığa başvurarak adil bir süreçte kamu vicdanını da rahatlatabilecek kararları vermeli. Bu kararlar faillerin hak ettiği ve kamu vicdanını rahatlatan şekilde olunca da yeni girişimler için önleyici bilgi şeklinde yayılmalı.  Ancak bu şekilde hem caydırıcı hem de ihlalleri önleyici bir adım atılmış olur.

Masum karagözlü köpeğimiz boşuna ölmemiş olsun. Tüm hayvan hakları oluşumları tek yumruk gibi harekete geçti onun ardından.  İlginçtir, hafta boyu yine ülkenin her yanından inanılmaz vahşet haberleri (şu an bile) gelmeye devam ediyor.

‘İş Makinası İddiasına İnanmıyoruz’

Gariptir  ki hayvanlara zulmedenler yasadan korkmazken,  hatta bir şey olmaz diye daha cüretli davranırken; hayvan hakları savunucuları ve şahit olabilecekler  başlarına  geleceklerden endişe ediyor.  Bir ülkedeki adalet sistemi için, hukukçular için ne acı durum.

Bizler bu konuyu sonuna kadar takip edip her ihbarı tek tek değerlendireceğiz. İş makinası iddiasına asla inanmıyoruz.  Şahıs işi olduğundan emin olduğumuz  bu vahşeti unutturmayacağız.

Büyükadada Yaşanan “At Zulmü” ne Karşı Kınalıada’da Elektrikli Fayton

İkinci bir mevzu ise  adalarda yıllardır kanayan yara olan “atlara işkence” dediğimiz “fayton kullanımı”.  Yıllardır bu konuda yapılan onca eylem ve itiraza rağmen mafyalaşmış denilebilecek faytoncu cenahı  her defasında hayvan hakları savunucularını püskürtmeyi başardı.  Çünkü yine yukarda bahsettiğimiz gibi  toplum vicdanı bu konuda çok rahat. O atların açlık, hastalık ve ölümcül yorgunlukla saatlerce koşturulması sıradan insanların vicdanında yel estirmiyorken bizi derinden üzüyor.  Bu konuyu dile getirmekten hiç vazgeçmiyoruz. Ama koşa koşa nostalji diye faytona, dolayısıyla atlara zulme para verip gidenlerin olayı anlaması hiç de kolay görünmüyor.

Hayvan haklarının yoğun olarak gündeme geldiği şu günlerde bir haber daha geldi; Kınalıada’da elektrikli fayton kullanımı başlayacakmış. İyi de orada zaten atlı fayton yok.  Bu nasıl bir uygulama anlamadık.  Büyükadada yaşanan “at zulmü” ne karşı Kınalıada’da elektrikli fayton başlatılması…

Bizce anlaşılır gibi değil ama yine de artı bir gelişme. Geçtiğimiz günlerde adaya sevkedilen 200 den fazla at için mücadele eden hayvan hakları savunucuları faytoncular tarafından ciddi şekilde tartaklandı. Üstelik 2018 Ekim ayına kadar adaya at girişi “ruam” hastalığı sebebiyle yasak olmasına rağmen o atlar adaya sevk edildi.  İnsanlar güle oynaya ölümüne koşturulan o atlara binecekler yine.

Biz her ne kadar yetersiz de olsa, sonuca ulaşmak zor da olsa hukuki süreç konusunda elimizi titretmiyoruz. Ama şu bir gerçek ki, toplum silkelenmeli ve bir anlamda hazmederek yol verdiği her vahşetle yüzleşmeli. 

‘Yüzleşme Eylemlerinin İlkini Gerçekleştridik’

HAD (Hayvanlara Adalet Derneği) miz dün Ankara’da acil eylem planları konusunda bir toplantı yaptı.  Takiben kara gözlü köpeğimiz için trafiğin yoğun aktığı Kızılay meydanında kısa süreli olarak trafiği kapattık ve  “yüzleştirme” eylemlerinin ilkini gerçekleştirdik. Her an her yerde herkesin bu eylemleri tekrarlamasını ve hayvanların kötü kaderini mesaiymiş gibi başkalarına bırakmamasını diliyoruz.

Muhtemelen ikinci “yüzleştirme” eylemi önümüzdeki hafta İstanbul’da gerçekleştirilecek. Sosyal hareket yasal düzenlemenin temelidir. Unutmayalım, hiçbir şey hayvanların başına gelenlerden daha kötü olamaz.

Tüm yaşam hakkı savunucularını  bu konuda samimi, cesur ve aktif mücadelede etkin görmek isteriz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hayvan Kurtuluş Cephesi ALF

İnsanın Zorbalığına Karşı Hayvan Kurtuluş Cephesi: ALF

şidet ve çocukı

‘Şiddete Maruz Kalan Çocuklar, Hayvanlara Zarar Verebilir’